Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
çöp enzimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çöp enzimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir damacana atık enzimi daha... [ 12 Ekim 2010'da güncellendi]

(7 Haziran 2010 tarihli yazım)

Hafta sonu oğulmonk ile birlikte bir damacana daha çöp enzimi, daha doğrusu atık enzimi yaptık. Çalıştığım yerde öğlen yemeklerinde hergün kilo kilo salata artıyor. Bunlar doğrudan çöpe gidiyor fakat daha önce de dediğim gibi bunlar çöp değil aslında, bir şekilde değerlendirilebilir atıklar.




19 lt'lik damacanaya tulumbadan aldığımız yaklaşık 13-14 lt suyu doldurduk. Yenmeyen 3 günlük yaklaşık 3.5 kg salatayı da oğlumla birlikte damacanaya "tıktık". Sonra üzerine 1.5 kg kadar pekmez ilave ettik. Bu sefer harnup pekmezi kullandım. Marketlerde 900 gr'lık şişede 5'tl'den satılıyor. Enzim oluşmasına katkısı olsun diye yoğun şekilde faydalı mikroorganizmalar içeren EM-1 hammademizden de çok az (10 gr kadar) ilave ettim.



Tüm malzemeyi ilave edip iyice karıştırdıktan sonra damacanayı mutfakta müsait bir yere dinlenmeye bıraktım. En az 3 ay burada bekleyecek, sonuçlarını birlikte göreceğiz.




(12 Ekim 2010'da eklenen kısım)

Yukarıdaki yazıyı yazalı yaklaşık 4 ay olmuş. 4 aydır bekleyen damacanamızı artık beklediği karanlık kuytu köşeden çıkarmanın zamanı geldi.





Fotoğrafta da görülebileceği gibi mutfak atıkları, pekmez ve su dolu bidonlarımızı, süzülmüş enzimi dolduracağımız boş bidonu, huniyi, süzeği, tası ve asistanımız oğulmonku hazırladık.


Küçük bidonda karpuz ve muz kabukları kullanarak, diğer büyük damacanada ise artmış salatalardan (domates, lahana, marul, maydonoz içeriyor) yapmış olduğum atık enzimi var.





Atıkları süzdükten sonra boş bidonlara doldurduk. Bu sefer fena olmadı herhalde. Nasıl mı anladım? Bir kere kokusu kötü değil. Sonra EM1 katkısı var, rengi de hoşuma  gitti. Asıl sonucu yani bitkilere faydalı olup olmadığını denedikten sonra anlayacağım artık. Daha önce ürettiğim enzimleri kullandığım marulların sanki biraz daha çabuk ve iri geliştiğini gözlemledim. Fakat daha doğru ve kesin sonuçlar için sanırım bir kaç deneme daha yapmam gerekecek. Unutmadan, sek enzim kullanırsanız bitki aşırı dozdan ölüyor, tecrübeyle sabit.




19 lt'lik ve 5 lt'lik damacanaları süzdükten sonra yaklaşık 15 lt enzim elde ettim. Bunları 1/100 - 1/500 oranında suyla karıştırarak kış döneminde evde yetiştirmeye çalışacağım saksı domates ve biberlerde deneyeceğim. Umarım faydalı olur. Bir miktarını da evimin önündeki bahçeyi bozduktan sonra önümüzdeki bahara hazırlık için toprağı çapalayıp havalandırırken toprağa karıştıracağım.


Esen kalın...

Atıktan ürettiğimiz enzim / sıvı gübre hakkında bir not

Bu blogda, zaman zaman denemelerimin sonuçlarını paylaşmaya çalışıyorum. Bu nedenle önemli bir gelişmeyi de sizlere aktarmam gerekiyor:

Daha önce nasıl yapıldığını şurada tarif ettiğim; mutfak atıklarından üretmiş olduğum atık enzimini (çöp enzimi) evimdeki bir çiçekte denemiştim. Aynı çiçekten bulunan iki saksıdan birisine normal su diğerine de 1:50 oranında seyreltilmiş atık enziminden veriyordum. Etkisini daha hızlı göreyim diye bir defasında hiç seyreltmeden olduğu gibi enzim vermiştim; çiçek 3 - 4 gün içerisinde öldü maalesef. Demek ki "azı karar çoğu zarar" diye boşuna dememişler.

Sağdaki sizlere ömür...
Saksıdaki toprağı yeniden kullanamayacağım için bahçeye döküp karıştırdım.
Peki seyreltip kullanmanın gerçekten de bir faydası var mı; bekleyip göreceğiz. Denemeler devam ediyor.


Her şey gönlünüzce olsun...
.

Mutfak atıklarından yaptığınız enzim kötü kokuyorsa...


Sabırsızlıkla beklediğim gün geldi ve 3 aydan fazladır bekleyen mutfak atığı + pekmez + su karışımını nihayet açtım. İlk açtığım şişedeki karışımın rengi ve kokusu oldukça iyiydi. Kokusu hafif şırayı anımsatıyordu. Rengi de kahverengi-kırmızı arası bir şeydi.

Sonra iki tane 5lt'lik şişe daha açtım. Bunlardan birisinin rengi sarımtıraktı kokusu da çok ekşi ve rahatsız ediciydi. Hiç acımadım, döktüm tuvalete. Sanırım hava almış, bir de ben buna değişiklik olsun diye biraz hamur mayası ve yoğurt suyu ilave etmiştim. Herhalde pek işe yaramamış.

Diğerinin kokusu ise çok hoş değildi ama çok da rahatsız etmedi. Rengi ilk açtığım şişeninkine benziyordu, sadece biraz bulanıktı. Bu şişeyi yaparken, blendırdan geçirilmiş lahana ve karnıbahar yapraklarını kullanmıştım. Bulanıklığı çok ince parçalı olmasından olsa gerek. Koku da malzemenin kendisinden elbette.



Demek ki mutfak atığından enzim yaparken 3 ay sonrasını düşünüp biraz daha hoş kokulu olabilecek sebze-meyve atıklarını kullanmak gerekiyor. Yoksa kokusu pek iç açıcı olmayabiliyor. Bir de hava almaması gerek, hava alırsa istemediğimiz bakteriler de ürüyor ve çürüyor.

Boşalan şişelere hemen, mevsime de uygun olarak karpuz-kavun kabuklarını doğradım, pekmez de ilave ettim. Beklemeye aldım. 3 ay sonra sonucunu yine paylaşacağım.

Elde ettiğim atık enzimini bahçemde denemeye başladım. Göreceğiz bakalım faydası ne olacak.

NOT: Burada anlattıklarım benim denemelerimin sonucudur.  Öğrendiklerimi deneyip, uygulayıp burada paylaşmaya çalışıyorum. Herhangi bir hatam olmuşsa ya da sizlerin önerisi varsa lütfen yorum bırakınız.

Esen kalın...

Sağlıklı bir çevre için çöp enzimlerini (atık enzimlerini) kullanmak (Bölüm 2/2)

İki bölümlük bu yazı dizisinin ilk kısmını okumadıysanız lütfen tıklayınız.

Hadi artık mutfak atıklarından enzim üretelim
  • Önce mutfak atıklarını küçük küçük doğruyoruz. Küçük doğramamız parçaların yüzey alanını büyüteceğinden daha çabuk fermante olmasını yani çürümesini sağlayacak.
  • Doğranacak olan atıkların organik olması yani sebze, meyvelerin kabukları, yenmeyen ya da artan kısımları, kesilmiş çimen, ağaç yaprakları vb. olması gerekir.
  • Bunun içine kesinlikle çeşitli kimyasal koruyucu katkı maddesi içeren ketçap, soslar, turşu gibi maddelerin kendisini ya da bulaşmışını katmayınız.
  • Et ve süt ürünü katmayınız.
  • Bir de özellikle not düşmüşler durian denilen acaip bir meyve var onu da karıştırmayınız.
  • Çürümüş, bozulmuş, yanmış, pişmiş, pastorize edilmiş organik maddeleri katmayınız.
  • Mutlaka plastik bir kaba 10 ölçek su, 3 ölçek atık madde ve 1 ölçek melas (bulamazsanız kaliteli pekmez) ilave ediniz.
    • Plastik kap kullanmamızın nedeni esnek olmasıdır. Sonuçta ortaya çıkacak gaz esnek olmayan cam gibi kapların patlamasına neden olabilir.
    • Su şehir şebekesinden gelen çeşme suyu olmaz. Çünkü arıtma tesislerinden geçerek gelen şehir suyunda başta klor olmak üzere arındırıcı ve mikrop kırıcılar vardır. 
    • Tulumba, kuyu suyu, ya da biz Eskişehir’lerin kullandığı Kalabak suyu gibi doğal kaynak sularını kullanınız.
    • Başka bir su kaynağınız yoksa illaki çeşme suyu kullanacağım diyorsanız da en azından 1-2 gün dinlendirin de öyle kullanın.
    • Melas pancardan şeker üretimi sırasında elde edilen bir çeşit şuruptur. (itiraf: Ben hiç görmedim.) Melas bulamazsanız ki büyük ihtimalle kolaylıkla bulamazsınız esmer şeker (dikkat! Esmerleştirilmiş değil doğal olarak esmer şeker) kullanabilirsiniz. Fakat pahalı ve yine bulması zordur. Genelde kullandığımız toz şekeri asla kullanmayınız.
    • Ben pekmez kullanıyorum, pekmez de olur.
 

  • Malzemeleri şişeye doldurduktan sonra kapağında açacağımız küçük bir delikten akvaryum hortumu gibi bir parça hortumla gaz tahliye çıkışı veriyoruz. 
  • Yandaki küçük şişe nargile vazifesi görüyor. Yani şişeden çıkan gazı dışarı atıyor, ama dışarıdan içeriye hava girmesini de engellemiş oluyor. Borudaki suyun seviyesi de fermantasyon işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı konusunda fikir veriyor. Küçük şişenin içinde yarıya kadar su olduğu herhalde dikkatinizden kaçmamıştır.
Bu da farklı bir uygulama (www.agaclar.net adresinden)
  • Şişemizin ağzını sıkıca kapatıp hava almasını engelledikten sonra oda sıcaklığında 3 ay boyunca saklıyoruz. 10-15 günde bir çalkalamak iyi gelir.
  • İlk zamanlar fermantasyon hızlı olacağı için gaz çıkışı da hızlı olacaktır. Eğer tahliye borusu kullanmayacaksanız gün aşırı kapağı biraz açarak birikmiş gazın dışarı çıkmasını sağlayınız. Sonra kapağı yine sıkıca kapatmayı unutmayın ama.
  • Bekleme süresi boyunca bazen atıkların üzerinde beyaz mantarımsı bir tabaka hatta kurtçuklar ortaya çıkabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda bir miktar daha pekmez ilave edip çalkalayınız.
  • 3 ay kadar sonra artık fermantasyon tamamlanmış olacaktır. Bunu artık hiç gaz çıkışı olmamasından da anlayabiliriz. 
  • Sıvıyı süzdükten sonra geride kalan malzemeyi kuruttuktan sonra bahçeye ya da saksı toprağına karıştırabilirsiniz. Burada gübre vazifesi görecektir. Kurumadan atmanız durumunda biraz asit içereceği için fayda yerine zarar verebilir.
  • Elde edilen sıvı 1:100 gibi oranda su ile seyreltilerek kullanılabilir. Örneğin bahçecilikte 1:100 ya da 1:500 gibi bir oranda; ilaçlamada 1:100-1:200 oranında; saksılarınızda da 1:500 gibi oranlarda kullanabilirsiniz. Suyla karıştırılması enzimin etkinliğini arttıracaktır.
  • Önemli not: Son ürünün çürük kokmaması gerekir. Hafif sirke, üzüm şırası gibi kokar. Eğer ağır çürük kokusu varsa bu işi başaramamış demektir. Şişe hava almış ya da malzemeler arasına zararlı, çürük malzemeler de karışmış olabilir. Böyle bir durumda tuvalete dökün gitsin.
  • İçilebilir mi; evet neden olmasın. İçebiliyorsanız içersiniz de, bence biraz seyreltmekte fayda var ama. 
  • İçmek için hazırlayacaksanız, başlangıçta sadece meyveleri zevkinize göre karıştırarak da yapabilirsiniz. Zaten likör, şarap, sirke de benzer bir şekilde yapılmıyor mu?
Bu yöntemin yanı sıra tescilli bir marka olan EM-1 (Effective Microorganisms) kullanılarak yapılan bir versiyonu da var. Ayrıntılı olarak daha sonra bahsedeceğim ama kısaca bahsetmek gerekirse EM-1 birçok faydalı bakterinin bir araya getirildiği özel bir organik karışım. Japon bir ziraat profesörü tarafından 80’li yılların başında keşfediliyor. O günden sonra dünyaya bir felsefe şeklinde yayılmakta. Youtube’da çok güzel videolar var. EM-1’i yine pekmez ve suyla aktifleştirerek kullanıyorsunuz. Hammadesi Japonyadan gelidği için biraz pahalı. 

Türkiye’de Ankara’da  “EM Agriton” firması tarafından temin edilmekte. Gittim, aradım buldum, tanıştım; 1 lt EM-1 satın aldım. Hatta 1 lt de EM-Aktif hediye ettiler. Neyse ayrıntıları daha sonra Bukaşi yapımında…

Ben kendim bol miktarda atık enzimi ürettim. Amma ve lakin yeni yeni kullanmaya başladım. Henüz bahçemde sonuçları almaya başlamadım. Etkilerini gördükçe paylaşmaya devam edeceğim. Ama kanımca bukaşi kullanarak yetiştirmekte olduğum patateslerde epey bir etkisi var gibi.
Altyazı: patatesler niye mi sandıkta? Yanıtı pek yakında bu blogda!


NOT: Bu yazının yazılmasında http://www.o3enzyme.com adresindeki bilgilerden yararlanılmıştır. Kendi imkânlarımla Türkçeleştirerek burada kullanıyorum. Varsa bir sürç-ü lisan affola…  Ben önemli gördüklerimi ve blogumda konularla örtüşen kısımlarını sizlere aktarmak istedim. Umarım faydalı olur.

Esen kalın…

.

Sağlıklı bir çevre için çöp enzimlerini (atık enzimlerini) kullanmak (Bölüm 1)


Çöp deyince hemen aklınıza pis, kokuşmuş, hiçbir işe yaramayan artıklar geldiğini hatta bazılarınızın yüzünü ekşitip, burnunu tutmaya başladığını hayal edebiliyorum. Fakat aslında çöpe attığımız her şey gerçekten de “çöp” değildir. Bizlerde pek alışkanlık haline gelmemiş olsa da birçok gelişmiş ülkede plastik, cam, kâğıt, metal gibi geri dönüşümü olan atıkları çöp tenekesine atmak yasaktır, cezası vardır. Daha da önemlisi ayıplanası bir durumdur! Gurbet ellere giden gelin kızlarımızın bahsettiğim geri dönüşümlü atıkları ayrıştırmadan doğrudan çöp kutusuna attığında belediyeden ceza kesildiği hikâyelerini duyanınız vardır. (Orada ispiyoncu komşu kavramı da buna etken elbette.)

Avrupa’da birçok ülkede sadece cam, kâğıt, plastik, metal atıkları değil mutfak atıkları da kompost yapılmak üzere ayrıştırılmakta ve her bir atık kendine özel kutuya atılmaktadır. (Örnek bir broşür için: Bkz.  http://www.birsfelden.ch/usk/kompostberatung/kompost_downloads/pdfs/Was%20kompostieren.pdf
Link çalışmazsa: Kılavuzu buradan da indirebilirsiniz )
 

Yemeklerde, salatalarda kullanılan sebze ve meyvelerin işe yaramaz kısımlarını ya da yemeklerden sonra artanlarını genellikle alışkanlık olarak çöp tenekesine yollarız. Hâlbuki bu atıklar doğa için çok değerli organik maddeler ihtiva etmektedir. Bu atıkları doğru şekilde kullanıp uygun koşullarda bekletirsek çok kullanışlı ve çevre dostu çöp enzimlerini elde edebiliriz.


(Bundan sonra isminin çağrıştırdığı kötü anlamdan dolayı “çöp enzimi” yerine “atık enzimi” terimini kullanmayı tercih ediyorum müsaadenizle.)
Öncelikle atık enzimi nedir/ne işe yarar/yenir mi/içilir mi, biraz bundan bahsedelim:

Uygun şekilde üretilmiş çöp enzimi içerisinde, toprakta da doğal olarak bulunan birçok organik madde, protein, minareler ve hormonlar barındırır. Atık enzimi doğaya atılan organik maddelerin çürümesini de sağlayan bakteriler açısından da zengindir. Atık enzimi üretilirken ortamdan CO2 (Karbondioksit) emilir ve 03 (Ozon) salınır. Bu sayede atmosfere yapılacak ozon takviyesi ile ozon tabakası desteklenmiş dolaylı hatta doğrudan küresel ısınmaya karşı da fayda sağlanmış olur.

Atık enzimlerinin asıl faydası, üretimi esnasında değil,  kullanımı sırasında ortaya çıkmaktadır. Örneğin tarımda,
  • Yerine kullanılabileceği için çevreye zararlı kimyasal atıkların kullanımının azaltılması
  • Çiftlik ve tarlaların çeşitli zararlı böceklerden, haşereden ve dolayısı ile enfeksiyonlardan arındırılması
  • Sebze/meyve yetiştiriciliğinde toprak düzenleyicisi olarak
  • Doğal böcek ve yabancı ot ilacı olarak
  • Toprağın kalitesinin yükseltilmesi, humus katkısı
  • Küçükbaş ve büyükbaş hayvanların yemlerine katkı maddesi olarak
  • Su kaynaklarının, atmosferin temizlenmesine katkı ve temiz tutulmasında

Evde ise;
  • Anti bakteriyel ve anti virütik olarak
  • Kene dâhil :) çeşitli haşeratın uzaklaştırılması
  • Evde yetiştirilen çiçeklere, sebzelere besin olarak
  • Artık büyük marketlerin raflarında da görebileceğiniz gibi “enzim katkılı” temizleyici olarak
  • Mutfak, banyo ve tuvaletlerde kötü kokuların giderilmesinde
  • Deterjan ve şampuanlara katkı maddesi olarak
kullanılabilir.



Peki, bu kadar mucizevî faydaları olduğu iddia edilen atık enzimlerinin üretilmesi nasıl olacak? Aslında bunun için karmaşık ve pahalı üretim süreçlerine gerek yok, oldukça basit. Dikkat ettiyseniz, sonbaharda ağaçlardan düşen yaprakları, kesilen çimleri bir yere yığdığınızda birkaç ay sonra onların çürüdüğünü toprağa benzer bir hal aldığını görürsünüz.

Piknik ya da gezi için ormanlık alana gittiğinizde dikkat edin ağaçların altındaki topraklar da böyledir. Zaten evdeki saksılarda kullanmak üzere buralardan toprak getireniniz de vardır. Büyük marketlerde 10 lt’si 5-20 tl’den satılan torf da aslında çok da farklı bir şey değildir.  Çiçek yetiştirenler ve bahçecilikle uğraşanlar büyük mağazalarda satılmakta olan bitki coşturan, domates azdıran,  çiçek kudurtan bitki besinlerini görmüş hatta alıp kullanmışlardır. Dallı budaklılar için, sivri yapraklılar için; sarıçiçekliler, yok ortası kırmızı olup da yanları pembeye çalanlar için ayrı ayrı bitki besin çözeltileri var. Bunların içindekilerini okursanız aslında hep aynı olduğunu sadece kullanım amacına bağlı olarak ihtiva ettikleri minarelerin oranının farklı olduğunu görürsünüz. Bence bu kadar da önemli olmayan bu küçük farklılıklar için değişik çeşitlerde bitki besini üretmelerinin tek bir anlamı var o da pazarlama tekniği açısından çeşitlilik yaratarak her birini ayrı ayrı almaya zorlamak. Günümüz tüketim toplumunun da yaptığı bu değil mi zaten.  Benzer taktikler cep telefonları ve tv’ler için de uygulanmıyor mu?

Her neyse; bahçemiz, bitkilerimiz için illaki kimyasal içerikli bitki besinine ihtiyaç yok. Biz evdeki organik atıklar ile benzer bir “kompost” yapacağız. Uygulayacağımız yöntem organik atıkların doğal olarak kendi kendine çürümesi işlemini biraz hızlandırmak.  Formül basit; bitkinin ihtiyacı olan mineraller zaten bitkinin kendisinde doğal olarak bulunuyo,r biz onu geri vereceğiz. Doğadan aldığımızı yeniden doğaya vereceğiz.  Avatar filmindeki Naviler gibi yani. Bir bakıma yeni bitkiler dedelerini yiyor olacak. Aslında biz insanlar da öyle yapmıyor muyuz? Atalarımız mezarlarında çürüyünce ne oluyor, toprağa karışmıyor mu? Neyse buraya fazla dalmayayım…

Hadi artık mutfak atıklarından enzim üretelim:
(Yazının devamı 2. bölümde, okumak için tıklayınız)
Esen kalın…


Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping