Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
effective microorganizms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
effective microorganizms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Saksıda Bukaşi Kullanımı

Blogumun değerli okuyucuları, kış geldi diye bahçe işlerine ara vermiş değilim. Evde de çalışmalarım, araştırma ve denemelerim devam etmekte. Bunları zaman zaman sonuçlar alınmaya başladıkça burada paylaşmaya çalışacağım.

Takipçilerim hatırlayacaktır, "Bukaşi (Bokashi) Yapımı" başlıklı yapımında EM1 ve bukaşi aşılayıcıdan bahsetmiş ve bukaşi aşılayıcısının yapımını tarif etmiştim.

Hemen devamında yayınlamış olduğum "Bukaşi (Bokashi) Kullanımı" başlıklı yazımda da bukaşi aşılayıcı kullanılarak bukaşinin nasıl hazırlanacağını tarif etmiştim.

2010'un Ağustos ayında hazırlamış olduğum bukaşi aşılayıcıyı iyice kuruttuktan sonra gerektiğinde kullanmak üzere 2.5 litrelik kola şişelerine doldurdum.




Zamanı gelmişti, depodan çıkarttım bukaşi aşılayıcı dolu şişeyi.  Baktım bizim evdeki evsel atıklar hep çöpe gidiyor dayanamadım. Geçen sene litrelerce sıvı enzim yapmıştım. Bu sene de elimde bukaşi aşılayıcı olduğu için sebze, meyve atıklarından bukaşi yapayım dedim. Bukaşi hazırlamak diğerine sıvı enzim ya da kompost yapmaya göre daha kolay. Önce, çürümemiş, küflenmemiş, pişmemiş, herhangi bir kimyasal bulaşık içermeyen atıkları olabildiğince küçük küçük doğradım. Sonra bunları elimdeki kaba koydum. Bu sefer geçen seferki kocaman varilin yerine küçük bir yoğurt kabı kullandım. Haliyle varilde daha çok malzeme olacağından ve daha çok bukaşi sıvısı çıkacağından varilin en altında bir tahliye, drenaj musluğu vardı. Bu sefer yoğurt kabını delmedim. bunun yerine en altına biraz kağıt havlu ve bir sünger yerleştirdim ki sıvıyı emsin.

Sebze meyve atıklarını koyduktan sonra üstüne göz kararı bir miktar bukaşi aşılayıcı (etkin mikroorganizmaları barındıran kepek) ilave ettim. Sonra üstünü naylon poşet torba ile kapattım ve biraz da malzemeyi sıkıştırsın diye bir ağırlık koydum.Sonra da hava almayacak şekilde iyice kapattım. Bukaşi yapmanın komposta göre avantajlı tarafı da bu, havayla temas etmesi gerekmediği için evde bile yapılabilmekte. Mikroorganizmalar için gerekli oksijen diğer bir grup mikroorganizma tarafından üretilmekte. Güzel bir ortak hayat.

Zaman zaman (ama çok da sık değil) organik mutfak atıklarından ilave ederek kabı tamamen doldurdum. Her bir atık ilavesinde bir miktar daha bukaşi aşılayıcı ilave ettim, biraz karıştırdım. Bu işlemleri havayla fazla temas etmemesi için olabildiğince çabuk yaptım. Hem böyle olunca eve fazla koku yayılmasını da engellemiş oldum ki hanım bizi evden kovmasın :)


Eğer kutudaki bukaşi tahammül edilemeyecek kadar ağır çürük kokuyorsa bir şeyler ters gidiyor demektir. Ya atıkların suyunu iyice almadan ilave ediyorsunuz ya da bukaşi aşılayıcı az gelmiş demektir. Her ikisi de olabilir tabi ki. İlaveler sırasında kapağı açtıkça dibindeki suyu kabı eğerek dökebilirsiniz. Eğer musluklu bir kap kullanıyorsanız zaman zaman suyu boşaltmakta fayda var.  Hazırladığımız bukaşi doğal olarak biraz kokuyor ama biraz sirke, turşu gibi kokuyor. Öyle çok da ağır bir koku olmuyor normalde.

Bukaşimizi ürettiğimiz kabımızın tamamen dolmasından yaklaşık 20-25 gün sonra kabın içindeki malzemenin çürüdüğünü, kullanıma hazır olduğunu görebilirsiniz. Genellikle üzerinde fotoğraftaki gibi bir küf oluşumu görülür. Bu gayet normal bir durumdur, zaten bunlar da atıkların içinde üremiş, çoğalmış mikroroganizmaların ya kendisi ya da onların ürettikleridir. Ben kabı açtığımda ortaya çıkan gazın kokusundan olsa gerek benim oğlan nam-ı diğer OğulMonk "baba benim bir işim var" diye kaçtı, 5-10 dakika sonra geri geldi, uyanık velet...

 Öncelikle kullanacağım saksının dibine bir miktar toprak koydum. Bukaşiyi iyice bir karıştırıp suyunu da süzdükten sonra saksının dibindeki toprağın üstüne boca ettim. Onun da üzerine toprak ilave edip karıştırdım, bulamaç yaptım.

En üstüne de 2-3 parmak kalınlığında toprak ilavesi yaptıktan sonra biraz suladım, toprağı nemlendirdim. Yukarıdaki fotoğraftaki solda duran saksı bukaşili olan, sağdaki ise normal topraklı olan. Sağdaki saksıda 2 adet saksı tipi cherry domates bulunmakta, kendim tohumdan yetiştirdim.

Bukaşili saksımızın üstüne nemi koruması için bir poşet geçirip dinlenmeye bıraktım.

Bir 20-25 gün daha geçtikten sonra saksının üstündeki poşeti çıkardığımda, kendine yol bulan bazı mikroorganizmaların topğraın üstünde yine küf benzeri maddeyi oluşturduklarını gördüm. Bunları elimle temizledim. Pamuk gibi ya da daha çok ipek kozasının üstündeki kalitesiz ipek gibi bir şey. (Bakınız: "Sen hiç ipekböceği gördün mü?" başlıklı yazım)

Daha önce saksıda çimlendirdiğim 2 adet saksı domatesini bukaşili saksıya aktardım.

Umarım bu fideler saksıdan saksıya transfer olurken hasarlanmamıştır da tutarlar. Tutar da büyürlerse sonuçlarını yine bu blogda paylaşacağım.

Sağlıcakla kalın.

.

Küçük bahçemde bir yılın ardından...

ÖZET:
------o------
2010'un bu son gününde, tamamlanmasına saatler kalmış bir yılın muhasebesini yaptım kendimce. Bu yazımda da bu yılın bahçecilik sezonunda neler yaptığımı, önceki yazılarımdan derleyerek kısaca özetledim. Bu sezondan edindiğim tecrübeleri, kazançlarımı da not ettim, tespit ettiğim hatalarımı da....
Yazının sonunda 2010 yılı yaz sezonunda bahçemden ne kadar ürün aldığımın listesi de var. Toplam miktar kimilerine göre komik kalabilir amma ve lakin neticede hepsi kendi çabalarımla kendi yetiştirdiklerimdir.

2011'de daha iyi bir bahçe sezonu geçirmek ümidiyle...
------o------

Aslında topraktan hiç uzak kalmadım. Köyüme gittiğimde de tarlada, bahçede çalışırdım dedemlere yardım etmek için. Kâh ayçiçeği, pancar sulardık hep birlikte kâh çeşitli sebze, meyve yetiştirirlerdi biz de anladığımız kadarı ile yardımcı olmaya çalışırdık.

Bugüne kadar hep müstakil evlerde oturdum. Küçük de olsa bahçesi vardı hepsinin. Şimdiki yeni evimizin de önünde ve arkasında küçük birer bahçemiz var. Annemin ön bahçede yetiştirdiği domatesler benim için bir dönüm noktası oldu. İtiraf etmek gerekirse tadına bakana kadar her gün içinden geçtiğim bahçede domates yetişmekte olduğunun bile farkında değildim. Ne zaman ki bir akşam yemeğinde “-Domatesler ne kadar da lezzetliymiş” dediğimde eşim bahçeden topladığını söyleyince varlığından haberdar oldum bahçedeki domateslerin. O zamana kadar pazardan aldığımız “domates”leri de domates zannediyormuşuz; gerçek domateslerin tadını unutmuşuz zamanla meğerse. Tıpkı hayatı boyunca bir kez bile güneş görmemiş, bir kez otlanmamış tavukları tavuk zannettiğimiz gibi…

Evimin önünden

Bir de hediye gelen bir karaçam tohumunun bir bardakçık saksıdan kafasını uzatıp büyüdüğü mucizesini gördüm ya o zaman iyiden iyiye bakış açım değişti toprağa. Bir tohum ekiyorsun o sana kocaman bir ağaç veriyor. Bir biberden çıkmış onlarca tohumdan sadece birini ekiyorsun o tohumdan sana onlarca biber veriyor. Nur içinde yatsın Âşık Veysel ne de güzel söylemiş: “Bana türlü türlü meyve yetirdi”, “Kazma ile dövmeyince kıt verdi”, “Karnın yardım kazma ile bel ile / Yüzün yırttım tırnak ile el ile /  Yine beni karşıladı gül ile / Benim sadık yârim kara topraktır”


Bunların neticesinde 2009 yılının sonlarına doğru bende yeniden bir merak başladı bahçe, toprak işlerine karşı. Bir arkadaşın www.agaclar.net adresini önermesi ile de bu forum başta olmak üzere çeşitli internet sitelerini incelemeye, forumları okumaya başladım. Malum, internet ortamında bana lazım olan bir bardak su iken deryalar, okyanuslar kadarı var. Ben kepçe internet kazan karıştırdım, karıştırdım… Çok okudum, inceledim birçok şey öğrendim. Dedemden gördüklerimin ötesinde bilimsel ve teknolojik gelişmeler neticesinde birçok gübre, vitamin, yetiştirme ortamı, tohum çeşidi olduğunu fark ettim. Çeşitli sitelerden değişik tohumlar sipariş ettim. Tohumları yetiştirmek için şişen tabletler, taş yünü, torf, cocopeat, perlit, hydroton gibi yetiştirme ortamları, viyoller, saksılar, mini seralar satın aldım. Seracılardan topraksız tarımda kullanılan besin sıvılarından getirttim. Büyük marketlerden vitaminler, bitki besinleri aldım hatta kendim evde mutfak atıklarından enzimler, EM1 ile bukaşi, kompost ürettim. Yani şu anda bahçecilik üzerine forumlarda neler konuşuluyorsa, neler gündemdeyse birçoğunu denedim, uyguladım ve halen devam ediyorum.


Yukarıdaki fotoğrafta çeşitli tohum/fide yetiştirme ortamı görülmektedir. Perlit, Cocopeat (Hindistan cevizi kabuğu talaşı), torf, şişen tabletler, kaya yünü (taş yünü), hydroton, vermikulit ve fotoğrafa sonradan photoshop ile dahil olan su emici jel toprak (SAP - Super Absorbent Polymers)


Burada da çeşitli vitamin ve bitki besinleri görülmektedir. Humik asit, değişik firmaların bitki besinleri, superthrive, clonex, EM1 (Effective Microorganisms -Efektif Mikroorganizmalar),  evsel atıklardan elde edilen enzim, bukaşi, organik gübre.
 
Geçtiğimiz yaz sezonunda yani 2010 ilkbaharından sonbaharına kadar evimizin önündeki küçük bahçemde kendi çapımda bahçe işleri ile uğraştım. Boruda çilek, sandıkta patates yetiştirmeyi denedim. Takip edenler bilecektir denemelerimin birçoğunu da blogumda paylaşmaya çalıştım.

Yılın şu son günlerinde geçtiğimiz 2010 yılının muhasebesini yaparken kendimce bir özet çıkarttım. Bunu da sizlerle paylaşmak isterim. Belki aranızda burada bahsettiğim denemelerimden faydalanacaklar olabilir.
2011 yılınız mutluluk, sağlık ve başarı ile dolu olsun; selam ve saygılarımla.

Geçen sene bu vakitler bahçemi temizledim, yabani otları yoldum, çapaladım; tarlamı nadasa bıraktım bir başka deyişle..


Sabırsızlıkla beklediğim bahar gelip de havalar ısınır gibi olunca aldım küreği tırmığı elime, girdim bahçeye. Kendimce bir yerleşim planına göre fideleri dikmek için karıklar açtım. Sonra viyollerde yetiştirdiğim, bazısını köyden hazır yetişmiş getirdiğim domates ve biber fidelerini toprağa diktim.

OğluMonk'la yani oğlumla birlikte suladık, cansuyunu verdik.


Fideler biraz büyüyüp serpilince askıya aldım, boğazlama da yaptım http://www.pembedomatesagi.com/ sitesinde de tarif edildiği gibi.

Zamanla daha da büyüdüler, destek çubukları yetmez olunca 4 adet 2 metrelik boruyu diktim bahçenin köşelerine. Bunların arasına kalın ip gerdim. Domatesleri iplerle bu kalın iplere astım.


Tabi bahçede sadece domates yok. Önden bakınca sol taraf sebze bahçem, sağ taraf ise çiçek bahçesi. Çiçek bahçesinde ise akşam sefaları, güller, menekşeler, daha öncesinde kışın çıkıp solan lale ve lahanalar ile adını bilmediğim çeşitli çiçekler var. Sağ tarafta duvarda asılı olan boruda perlitte çilek ve yerde de sandıkta patatesler görülmekte.

Sebze bahçesine aşağıdaki fotoğrafta yakından bakarsak; domateslerin arkasında gül biberi, acı saksı süs biberi, sivri kıl biber, patlıcan ve patatesleri görebiliriz.


İlk hasadımı oğlumla birlikte yaptık.
 Domates dalında güzeldir.

 Toplanınca da fena değil hani.Gün geldi kilo kilo domates topladığımız da oldu.




Bir zaman geldi ki Türkiye'de bir çok domates üreticisini vuran hastalık benimkileri de yakaladı. Aşırı sıcaklardan mı yoksa hain güve tuta absoluta yüzünden mi bilemedim ama hasta oldu zavallıcıklar. Kurudular, meyveden kesildiler.

Domatesleri kurtarabilmek için biraz gübre, biraz vitamin takviyesi yaptım. Hatta EM1 ile besledim. Biraz canlanır gibi oldular. Kendilerini toparladılar, yeni sürgünler verdiler ama...

...ama yaz bitti maalesef. Yine de tek tük domates almaya devam ettim.

Sonunda sezonu kapattık. Domatesler ve biberlerin kalanlarını da toplayıp kökünden söktüm bitkileri. Sadece tek kök patlıcanı, 2-3 kök biberi ve sandıktaki patatesleri bıraktım geride. Topladığımız henüz yeşil, kızarmamış domatesleri de turşu yapmak üzere ayırdık.

Şimdi kış geldi. Ama boş durmak yok, yola devam. Evdeki hazırlıklar devam ediyor. Yeni sezon, yeni şans, yeni tecrübeler, yeni heyecanlar bekliyor bizleri.

2010 sezonunun ardından çıkardığım dersler, kazanımlar kısaca şöyle:


Bahçede Yapılan Hazırlık İşlemleri
  • Bir önceki sonbahar sonunda bahçedeki tüm bitkileri kökledim.
  • Toprağı çapalayarak alt üst ettim.
  • Bu arada toprağa karışmış olan özellikle plastik kökenli yabancı inşaat maddelerini temizledim. İri taşları ayıkladım.
  • Toprağa yanmış hayvan gübresi karıştırdım. Bir kış boyunca toprak dinlendi, tazelendi. Gübre de bu arada toprağa iyice karıştı.
  • Arada bir toprağı bel küreği ve çapa ile alt üst ettim.
  • Bahar yaklaşırken ocak sonu şubat başı gibi evdeki mini seramda tohumları viyollere ektim, filizlendirdim. Biraz acele etmişim aslında; bu seneki havanın istikrarsızlığından dolayı bazı fideler telef oldu.
  • EM1 ile bukaşi yaptım ve patatesleri ektiğim yerdeki toprağa karıştırdım.


Hatalarım
  • Tohumları filizlendirmede biraz acele etmişim. Gerçi bu sene hava durumu çok değişkendi, Mayıs ortasında bile çok soğuk günler yaşadık. Bu nedenle bazı fidelerim telef oldu, özellikle biberlerin çoğu.
  • Fide üretirken de fazla sulama ve fazla besin verdim; sanki ne kadar çok sularsam, ne kadar çok vitamin-gübre verirsem o kadar hızlı büyüyecekmiş ve daha iyi olacakmış gibi. Hâlbuki fazla sulama nedeniyle birden büyüdüler, sonra da gövdeleri zayıf olduğu için kırılıp öldüler. Köklerin hep su içinde kalması nedeniyle de birçoğu kökten çürüdü.
  • Fideleri dikmek için açılan karıklar iyi olmadı. Daha iyi bir düzenleme yapılabilirdi.
  • Fideleri çok sık dikmişim. Domateslerin bu kadar büyüyeceğini hesaplayamadım. Fideler küçükken gözümüze az göründü. Daha sonra seyreltmek için aralardakini sökmek gerekti.
  • Bahçe yerleşimi, ürün çeşitliliği daha iyi optimize edilebilirdi.
  • İlk başlarda aşırı sulama nedeniyle kökler iyice gelişmedi, iyi tutunamadı. Dolayısı ile bitkilerin kök tarafı zayıf, diğer taraftaki gövdeleri kalın oldu. Bu da meyvelerin beslenmesinde ve gelişiminde güçlüklere neden oldu.
  • Domateslerin şekil budamasında ve askıya alınmasında geç kaldım. İlk başlarda çok serbest yayıldılar. Daha sonra askıya alabilmek için güçlü dalları feda etmek zorunda kaldım.
  • Askı iplerini ince kullandığım için bitkiyi bazı yerlerde zedeledi. Rafya ya da boyna takılan kimliklerin bağlarından kullanmak lazım.
  • Bir ara ev yapımı enzimin etkisini görebilmek için aşırı miktarda kullandım, seyrelterek kullanmam gerekirken doğrudan döktüğüm de oldu. Bu da bazı bitkilerin hastalanmasına hatta ölmesine neden oldu.
  • Aşırı sıcaklarda bazı günler (evde olmadığımız için) sulayamadık. Bazı bitkilerin yaprakları hemen kavruldu. Kendine gelmesi için zaman geçti.
Kazanımlarım
  • Öncelikle tüm çalışmalar bir kazanç benim için. Akşamları işten gelince küçük bahçemde uğraşmak, sulamak, gözümün önünde gün be gün büyüdüklerini görmek, bitkileri budamak, yabancı otları sökmek, kendi yetiştirdiğim ürünleri toplamak müthiş keyifli.
  • Yaptığım denemeler ile çok şey öğrendim. Seneye daha bilinçli davranacağım.
  • Kendi yapmış olduğum ev yapımı organik gübreleri kullandım. İyileri de oldu kötüleri de oldu.
  • Ve kendi yetiştirdiğim biberleri, domatesleri, patlıcanları, patates ve marulları yemenin lezzeti…

Hâsılat: Gün be gün topladıklarımı tartıp kaydetmiştim. Buna göre bu seneki toplam hâsılat şu şekildedir:
  • Patates (Toplam : 2778 gr)
    • Yerde       : 312 gr
    • Sandıkta   : 2466 gr
  • Domates (Toplam : 26995 gr  (yaklaşık 27 Kg.)
    • Pembe        : 7781 gr
    • Sarı Küçük  : 3514 gr
    • Cherry         : 3543 gr
    • Diğer           :12157 gr
  • Biber   (Toplam : 3108 gr)
    • Kıl Sivri Biber    : 1398 gr
    • Acı Saksı (sivri)  : 664 gr
    • Acı Saksı (top)   : 82 gr
    • Gül biberi           : 964 gr
  • Patlıcan        : 4816 gr ( Tanesi ortalama 150 gr'dan 30-35 adet olsa gerek, saymamışım.)
  • Marul           : 8-10 adet
  • Bir tutam nane, bir avuç ayçiçeği, 3 adet süs kabağı, 2-3 taze fasulye, günlük 8-10 avuç çilek, 1-2 salatalık semizotu…
  • Brüksel lahanası, cherry turp kayda değecek kadar olmadı


Yeni yılınızı tekrar kutlar mutluluklar dilerim.Allah'tan dermanı olmayan dert, başedemeyeceğimiz sorunlar vermemesini herkes için dilerim.

Esen kalın.

NOT: Bu yazım blogumdaki 100. yazı olmuş. Bu güzel tesadüf de kendi kendime kutlu olsun.

Bir damacana atık enzimi daha... [ 12 Ekim 2010'da güncellendi]

(7 Haziran 2010 tarihli yazım)

Hafta sonu oğulmonk ile birlikte bir damacana daha çöp enzimi, daha doğrusu atık enzimi yaptık. Çalıştığım yerde öğlen yemeklerinde hergün kilo kilo salata artıyor. Bunlar doğrudan çöpe gidiyor fakat daha önce de dediğim gibi bunlar çöp değil aslında, bir şekilde değerlendirilebilir atıklar.




19 lt'lik damacanaya tulumbadan aldığımız yaklaşık 13-14 lt suyu doldurduk. Yenmeyen 3 günlük yaklaşık 3.5 kg salatayı da oğlumla birlikte damacanaya "tıktık". Sonra üzerine 1.5 kg kadar pekmez ilave ettik. Bu sefer harnup pekmezi kullandım. Marketlerde 900 gr'lık şişede 5'tl'den satılıyor. Enzim oluşmasına katkısı olsun diye yoğun şekilde faydalı mikroorganizmalar içeren EM-1 hammademizden de çok az (10 gr kadar) ilave ettim.



Tüm malzemeyi ilave edip iyice karıştırdıktan sonra damacanayı mutfakta müsait bir yere dinlenmeye bıraktım. En az 3 ay burada bekleyecek, sonuçlarını birlikte göreceğiz.




(12 Ekim 2010'da eklenen kısım)

Yukarıdaki yazıyı yazalı yaklaşık 4 ay olmuş. 4 aydır bekleyen damacanamızı artık beklediği karanlık kuytu köşeden çıkarmanın zamanı geldi.





Fotoğrafta da görülebileceği gibi mutfak atıkları, pekmez ve su dolu bidonlarımızı, süzülmüş enzimi dolduracağımız boş bidonu, huniyi, süzeği, tası ve asistanımız oğulmonku hazırladık.


Küçük bidonda karpuz ve muz kabukları kullanarak, diğer büyük damacanada ise artmış salatalardan (domates, lahana, marul, maydonoz içeriyor) yapmış olduğum atık enzimi var.





Atıkları süzdükten sonra boş bidonlara doldurduk. Bu sefer fena olmadı herhalde. Nasıl mı anladım? Bir kere kokusu kötü değil. Sonra EM1 katkısı var, rengi de hoşuma  gitti. Asıl sonucu yani bitkilere faydalı olup olmadığını denedikten sonra anlayacağım artık. Daha önce ürettiğim enzimleri kullandığım marulların sanki biraz daha çabuk ve iri geliştiğini gözlemledim. Fakat daha doğru ve kesin sonuçlar için sanırım bir kaç deneme daha yapmam gerekecek. Unutmadan, sek enzim kullanırsanız bitki aşırı dozdan ölüyor, tecrübeyle sabit.




19 lt'lik ve 5 lt'lik damacanaları süzdükten sonra yaklaşık 15 lt enzim elde ettim. Bunları 1/100 - 1/500 oranında suyla karıştırarak kış döneminde evde yetiştirmeye çalışacağım saksı domates ve biberlerde deneyeceğim. Umarım faydalı olur. Bir miktarını da evimin önündeki bahçeyi bozduktan sonra önümüzdeki bahara hazırlık için toprağı çapalayıp havalandırırken toprağa karıştıracağım.


Esen kalın...

Domateslerimde canlanma belirtileri...

Öncelikle 11 Eylül 2010 cumartesi saat 20:15 itibari ile ramazan bayramınızı kutlar, birazdan yarı final maçına çıkacak olan basketbol milli takımımıza başarılar dilerim.

Daha önceki yazımda domateslerimin hastalandığını ya da sıcaktan dolayı yandığını yazmıştım. Sıcaktan yanmış olma ihtimali -bence- daha ağır basıyor. Çünkü önce kurumuş yaprakları budadım. Hatta zayıf düşmüş domates bitkilerini kökünden söktüm. Sonra Bauhouse'dan almış olduğum ve diğer birkilerde de çok faydasını gördüğüm  COMPO marka "Tüm Bitkiler için Sıvı Gübre"yi pompa yardımıyla yapraklardan uyguladım.

Bir hafta kadar sonra yeni sürgünler vermeye ve hatta çiçeklenmeye başladılar. Tabi rutin olarak köklerden sulamayı ihmal etmiyorum.


Domateslerde biraz olsun canlanma görünce umutlandım. Sonra aklıma mucizevi EM-1 geldi. Onu da tulumba suyu ile seyrelttikten sonra oğlumun uğurlu elleri vasıtasıyla yapraklara püskürterek uyguladım. Bu işlemi akşam üstü yaptım ki EM1'deki faydalı mikroorganizmalar ölmesin.

Şimdi beklemedeyim. Uygulamanın üzerinden henüz bir kaç gün geçmesine rağmen gözle görülür bir canlanma var. İnşallah sezonu kapatmadan biraz daha mahsul kaldıracağım. Gelişmeleri de burada yazacağım.
Esen kalın.

Bukaşi (Bokashi) Kullanımı

BUKAŞİ (BOKASHI) KULLANIMI

"Bukaşi (Bokashi)Yapımı" başlıklı yazımın devamıdır.

Evde hazırlamış olduğumuz bukaşi aşılayıcı ile evsel atıklarımızı çok verimli ve faydalı gübreye dönüştürebiliriz. Aslında doğa bu işi zaten bir döngü içerisinde gerçekleştirmekte. Çevrenize bir bakın, ağaçlardan dökülen yapraklar, çöpe atılmış çürümeye bırakılmış meyve ve sebzeler, kesilmiş çimler vs. bir müddet sonra toprağa karışıp gidiyor. Toprak toprağa, küller küllere… Topraktan gelen toprağa karışıyor, kural böyle yazılmış, denge meselesi. Biz bu dengeyi bozacak bir şey yapmıyoruz sadece doğanın bu işi hızlandırması için yardımcı oluyoruz. 

Bukaşi aşılayıcının içerisindeki çok çeşitli ve milyonlarca faydalı mikro organizma, evsel atıklarımızı çürüterek toprağa karıştırmak için çalışacaklar. Nasıl mı? Öncelikle evsel atıklarımızı biriktirebileceğimiz kova gibi bir kap temin etmemiz gerekir. Bu iş için piyasada özellikle de yurtdışında çok fazla hazır ürün var. Türkiye’de de bulabildiğim kadarı ile sadece “Yeşil Adım” firması bu işe el atmış durumda. Gerekli kovayı az bir çaba ve el becerisi ile kendimiz de hazırlayabiliriz. Ben öyle yaptım. İşte aşamaları:
  • Önce evimizde koyacağımız yere uygun büyüklükte bir kova alıyoruz.
  • Dibine bir musluk takmak gerekiyor. Çünkü atıkların kendisinden gelen ve çürüme sırasında ortaya çıkan bukaşi sıvısını buradan alacağız.

  •  Kovanın dibinde bukaşi sıvısının birikmesi için biraz boşluk bırakmak gerekiyor. Bu nedenle en alta bir parça izolasyon malzemesi koydum, yükselti yapması için.
  •  Kovanın dibine koyacağımız makarna süzgeci suyun dibe süzülmesini sağlayacak.
Kovamız hazırsa bukaşi yapımına hemen başlayabiliriz. Öncelikle kovanın en altına bir miktar bukaşi aşılayıcı dökelim. Daha sonra evsel atıkları üzerine dökelim. Eğer elimizde çok az atık varsa, başka bir kapta biriktirip büyük kovaya öyle aktarmak daha iyi olur. Ortalama bir evden çıkan 2-3 günlük atık kovaya bir kerede koyulacak malzemeye denk gelecektir.  Atıklar için dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle sıralayabiliriz:
  • Kesinlikle çürümemiş olmalı. Zaten bir çürüme süreci başlamışsa çok büyük ihtimalle zararlı organizmalar barındırmaktadır. Bunları keserek ya da tamamını atarak ayırmak gerekir.
  • Plastik, metal gibi parçalar içermemeli.
  • Temizlik malzemesi, ilaçlar gibi kimyasal maddeler içermemeli.
  • İnternette bukaşi yapmak için karışıma et, kemik parçaları, balık kılçığı, süt ürünlerinin artıklarının da kullanılabileceği belirtilmekte. Şahsen ben yoğurt suyu ve midye kabukları attım. Diğerlerini karıştırmadım.
Bukaşi kovasına döktüğümüz atıkların üstüne de bir miktar bukaşi aşılayıcıdan serpelim ve iyice karıştıralım. Atıkların suyunu süzmek ve hacimden kazanmak için üstten bastırarak sıkıştıralım. En üste bir tabak, kapak ya da poşet koyup üzerine ağırlık konabilir. Kovanın kapağını bir sonraki ilaveye kadar sıkıca kapatalım. 2-3 gün sonra atık ilave edeceğimiz zaman yine aynı işlemleri tekrarlayalım.







Zaman zaman dipte birikmiş bukaşi sıvısını musluk yardımıyla boşaltmak gerekir. Bu sıvıda da faydalı mikroorganizmalar ve minareler mevcuttur. 1:50 – 1:100 oranında seyrelterek bitkilere verilebilir. Elde edilen bukaşi sıvısı bir yerde depolamaya gelmez, bir an önce kullanmak gerekir. Kokusu çok ağır ve kötüyse bitkilere vermeyin, lavaboya ya da tuvalete dökebilirsiniz.  Bu sıvı lavabo fayans, tuvalet temizliğinde de rahatlıkla kullanılabilir. Genellikle hoş bir kokusu vardır. Kendi kokusunu yaydığı gibi kötü kokulara neden olan bakterileri yok ederek kötü kokuları da yok eder. Marketlere yeni yeni girmeye başlayan enzim içerikli organik temizleyicilerin de içeriğinde faydalı mikroorganizmalar ve enzimler vardır.

20-30 günün sonunda ya da daha basitçe bukaşi kovası dolduğunda artık karışımı toprağa karıştırarak kullanabiliriz. Bahçenin bir şeyler dikeceğiniz yerini, dikeceğiniz bitkinin kök uzunluğuna da bağlı olarak, 30-50 cm derinlikte kazdıktan sonra karışımı buraya dökünüz. Çukuru tekrar toprakla kapattıktan 15-20 gün sonra yetiştireceğiniz fideleri dikebilirsiniz.


Eğer bahçede değil de evdeki saksılarınızda kullanacaksanız http://www.yesiladim.com/ sitesinde tarif edildiği gibi şu şekilde de kullanabilirsiniz:
  • Saksının drenajlı yani fazla suyu atabileceği delikleri olması gerekir.
  • Saksının dibine kaliteli toprak ilave edilir.
  • Üzerine ürettiğimiz bukaşi karışımı dökülür. Toprakla beraber iyice karıştırılır. 
  • Toprakta faydalı mikroorganizmaların üreyerek çoğalması için 15-20 gün kadar beklemeye bırakılır. 
  • Saksının üzerini naylonla kapatmak iyi olur.
  • Sürenin sonunda toprak üzerinde beyaz küf oluşması gayet normaldir, bunlar faydalı mikroorganizmalardandır. 





NOT: Fotoğraflar, http://www.yesiladim.com/ adresinden alınmıştır.

Sandıktaki patateslerimin yanı sıra küçük bahçemin bir köşesinde de bukaşi karışımını toprağa karıştırdığım yerde de patateslerim var. Bu patatesleri de bukaşinin farkını görebilmek için yetiştiriyorum. Buradaki toprak inşaat atıkları ile dolu, kalitesiz  bir topraktı. Sonuçları ben de merakla bekliyorum.


Önce toprağı biraz kazdım
Bukaşiyi döktüm. 15-20 gün sonra patatesleri gömdüm.

Patates bitkilerinin son durumu.


Her şey gönlünüzce olsun, esen kalın.

KAYNAKLAR:
http://www.em-naturally-active.com/Uk/index.htm
http://www.emturkey.com/
http://www.yesiladim.com/
http://www.compostguy.com/bokashi-resource-page/
http://www.seniormonthly.net/bokashi.pdf
http://www.youtube.com/watch?v=96fSXccQx9Q
http://www.bokashi.com.au/Bokashi-Instructions.htm
http://kitchengardenfoods.com/2006/02/20/bokashi/


.

Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
-=(RaideR)=-

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping