Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
etkin mikroorganizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etkin mikroorganizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Küçük bahçemde bir yılın ardından...

ÖZET:
------o------
2010'un bu son gününde, tamamlanmasına saatler kalmış bir yılın muhasebesini yaptım kendimce. Bu yazımda da bu yılın bahçecilik sezonunda neler yaptığımı, önceki yazılarımdan derleyerek kısaca özetledim. Bu sezondan edindiğim tecrübeleri, kazançlarımı da not ettim, tespit ettiğim hatalarımı da....
Yazının sonunda 2010 yılı yaz sezonunda bahçemden ne kadar ürün aldığımın listesi de var. Toplam miktar kimilerine göre komik kalabilir amma ve lakin neticede hepsi kendi çabalarımla kendi yetiştirdiklerimdir.

2011'de daha iyi bir bahçe sezonu geçirmek ümidiyle...
------o------

Aslında topraktan hiç uzak kalmadım. Köyüme gittiğimde de tarlada, bahçede çalışırdım dedemlere yardım etmek için. Kâh ayçiçeği, pancar sulardık hep birlikte kâh çeşitli sebze, meyve yetiştirirlerdi biz de anladığımız kadarı ile yardımcı olmaya çalışırdık.

Bugüne kadar hep müstakil evlerde oturdum. Küçük de olsa bahçesi vardı hepsinin. Şimdiki yeni evimizin de önünde ve arkasında küçük birer bahçemiz var. Annemin ön bahçede yetiştirdiği domatesler benim için bir dönüm noktası oldu. İtiraf etmek gerekirse tadına bakana kadar her gün içinden geçtiğim bahçede domates yetişmekte olduğunun bile farkında değildim. Ne zaman ki bir akşam yemeğinde “-Domatesler ne kadar da lezzetliymiş” dediğimde eşim bahçeden topladığını söyleyince varlığından haberdar oldum bahçedeki domateslerin. O zamana kadar pazardan aldığımız “domates”leri de domates zannediyormuşuz; gerçek domateslerin tadını unutmuşuz zamanla meğerse. Tıpkı hayatı boyunca bir kez bile güneş görmemiş, bir kez otlanmamış tavukları tavuk zannettiğimiz gibi…

Evimin önünden

Bir de hediye gelen bir karaçam tohumunun bir bardakçık saksıdan kafasını uzatıp büyüdüğü mucizesini gördüm ya o zaman iyiden iyiye bakış açım değişti toprağa. Bir tohum ekiyorsun o sana kocaman bir ağaç veriyor. Bir biberden çıkmış onlarca tohumdan sadece birini ekiyorsun o tohumdan sana onlarca biber veriyor. Nur içinde yatsın Âşık Veysel ne de güzel söylemiş: “Bana türlü türlü meyve yetirdi”, “Kazma ile dövmeyince kıt verdi”, “Karnın yardım kazma ile bel ile / Yüzün yırttım tırnak ile el ile /  Yine beni karşıladı gül ile / Benim sadık yârim kara topraktır”


Bunların neticesinde 2009 yılının sonlarına doğru bende yeniden bir merak başladı bahçe, toprak işlerine karşı. Bir arkadaşın www.agaclar.net adresini önermesi ile de bu forum başta olmak üzere çeşitli internet sitelerini incelemeye, forumları okumaya başladım. Malum, internet ortamında bana lazım olan bir bardak su iken deryalar, okyanuslar kadarı var. Ben kepçe internet kazan karıştırdım, karıştırdım… Çok okudum, inceledim birçok şey öğrendim. Dedemden gördüklerimin ötesinde bilimsel ve teknolojik gelişmeler neticesinde birçok gübre, vitamin, yetiştirme ortamı, tohum çeşidi olduğunu fark ettim. Çeşitli sitelerden değişik tohumlar sipariş ettim. Tohumları yetiştirmek için şişen tabletler, taş yünü, torf, cocopeat, perlit, hydroton gibi yetiştirme ortamları, viyoller, saksılar, mini seralar satın aldım. Seracılardan topraksız tarımda kullanılan besin sıvılarından getirttim. Büyük marketlerden vitaminler, bitki besinleri aldım hatta kendim evde mutfak atıklarından enzimler, EM1 ile bukaşi, kompost ürettim. Yani şu anda bahçecilik üzerine forumlarda neler konuşuluyorsa, neler gündemdeyse birçoğunu denedim, uyguladım ve halen devam ediyorum.


Yukarıdaki fotoğrafta çeşitli tohum/fide yetiştirme ortamı görülmektedir. Perlit, Cocopeat (Hindistan cevizi kabuğu talaşı), torf, şişen tabletler, kaya yünü (taş yünü), hydroton, vermikulit ve fotoğrafa sonradan photoshop ile dahil olan su emici jel toprak (SAP - Super Absorbent Polymers)


Burada da çeşitli vitamin ve bitki besinleri görülmektedir. Humik asit, değişik firmaların bitki besinleri, superthrive, clonex, EM1 (Effective Microorganisms -Efektif Mikroorganizmalar),  evsel atıklardan elde edilen enzim, bukaşi, organik gübre.
 
Geçtiğimiz yaz sezonunda yani 2010 ilkbaharından sonbaharına kadar evimizin önündeki küçük bahçemde kendi çapımda bahçe işleri ile uğraştım. Boruda çilek, sandıkta patates yetiştirmeyi denedim. Takip edenler bilecektir denemelerimin birçoğunu da blogumda paylaşmaya çalıştım.

Yılın şu son günlerinde geçtiğimiz 2010 yılının muhasebesini yaparken kendimce bir özet çıkarttım. Bunu da sizlerle paylaşmak isterim. Belki aranızda burada bahsettiğim denemelerimden faydalanacaklar olabilir.
2011 yılınız mutluluk, sağlık ve başarı ile dolu olsun; selam ve saygılarımla.

Geçen sene bu vakitler bahçemi temizledim, yabani otları yoldum, çapaladım; tarlamı nadasa bıraktım bir başka deyişle..


Sabırsızlıkla beklediğim bahar gelip de havalar ısınır gibi olunca aldım küreği tırmığı elime, girdim bahçeye. Kendimce bir yerleşim planına göre fideleri dikmek için karıklar açtım. Sonra viyollerde yetiştirdiğim, bazısını köyden hazır yetişmiş getirdiğim domates ve biber fidelerini toprağa diktim.

OğluMonk'la yani oğlumla birlikte suladık, cansuyunu verdik.


Fideler biraz büyüyüp serpilince askıya aldım, boğazlama da yaptım http://www.pembedomatesagi.com/ sitesinde de tarif edildiği gibi.

Zamanla daha da büyüdüler, destek çubukları yetmez olunca 4 adet 2 metrelik boruyu diktim bahçenin köşelerine. Bunların arasına kalın ip gerdim. Domatesleri iplerle bu kalın iplere astım.


Tabi bahçede sadece domates yok. Önden bakınca sol taraf sebze bahçem, sağ taraf ise çiçek bahçesi. Çiçek bahçesinde ise akşam sefaları, güller, menekşeler, daha öncesinde kışın çıkıp solan lale ve lahanalar ile adını bilmediğim çeşitli çiçekler var. Sağ tarafta duvarda asılı olan boruda perlitte çilek ve yerde de sandıkta patatesler görülmekte.

Sebze bahçesine aşağıdaki fotoğrafta yakından bakarsak; domateslerin arkasında gül biberi, acı saksı süs biberi, sivri kıl biber, patlıcan ve patatesleri görebiliriz.


İlk hasadımı oğlumla birlikte yaptık.
 Domates dalında güzeldir.

 Toplanınca da fena değil hani.Gün geldi kilo kilo domates topladığımız da oldu.




Bir zaman geldi ki Türkiye'de bir çok domates üreticisini vuran hastalık benimkileri de yakaladı. Aşırı sıcaklardan mı yoksa hain güve tuta absoluta yüzünden mi bilemedim ama hasta oldu zavallıcıklar. Kurudular, meyveden kesildiler.

Domatesleri kurtarabilmek için biraz gübre, biraz vitamin takviyesi yaptım. Hatta EM1 ile besledim. Biraz canlanır gibi oldular. Kendilerini toparladılar, yeni sürgünler verdiler ama...

...ama yaz bitti maalesef. Yine de tek tük domates almaya devam ettim.

Sonunda sezonu kapattık. Domatesler ve biberlerin kalanlarını da toplayıp kökünden söktüm bitkileri. Sadece tek kök patlıcanı, 2-3 kök biberi ve sandıktaki patatesleri bıraktım geride. Topladığımız henüz yeşil, kızarmamış domatesleri de turşu yapmak üzere ayırdık.

Şimdi kış geldi. Ama boş durmak yok, yola devam. Evdeki hazırlıklar devam ediyor. Yeni sezon, yeni şans, yeni tecrübeler, yeni heyecanlar bekliyor bizleri.

2010 sezonunun ardından çıkardığım dersler, kazanımlar kısaca şöyle:


Bahçede Yapılan Hazırlık İşlemleri
  • Bir önceki sonbahar sonunda bahçedeki tüm bitkileri kökledim.
  • Toprağı çapalayarak alt üst ettim.
  • Bu arada toprağa karışmış olan özellikle plastik kökenli yabancı inşaat maddelerini temizledim. İri taşları ayıkladım.
  • Toprağa yanmış hayvan gübresi karıştırdım. Bir kış boyunca toprak dinlendi, tazelendi. Gübre de bu arada toprağa iyice karıştı.
  • Arada bir toprağı bel küreği ve çapa ile alt üst ettim.
  • Bahar yaklaşırken ocak sonu şubat başı gibi evdeki mini seramda tohumları viyollere ektim, filizlendirdim. Biraz acele etmişim aslında; bu seneki havanın istikrarsızlığından dolayı bazı fideler telef oldu.
  • EM1 ile bukaşi yaptım ve patatesleri ektiğim yerdeki toprağa karıştırdım.


Hatalarım
  • Tohumları filizlendirmede biraz acele etmişim. Gerçi bu sene hava durumu çok değişkendi, Mayıs ortasında bile çok soğuk günler yaşadık. Bu nedenle bazı fidelerim telef oldu, özellikle biberlerin çoğu.
  • Fide üretirken de fazla sulama ve fazla besin verdim; sanki ne kadar çok sularsam, ne kadar çok vitamin-gübre verirsem o kadar hızlı büyüyecekmiş ve daha iyi olacakmış gibi. Hâlbuki fazla sulama nedeniyle birden büyüdüler, sonra da gövdeleri zayıf olduğu için kırılıp öldüler. Köklerin hep su içinde kalması nedeniyle de birçoğu kökten çürüdü.
  • Fideleri dikmek için açılan karıklar iyi olmadı. Daha iyi bir düzenleme yapılabilirdi.
  • Fideleri çok sık dikmişim. Domateslerin bu kadar büyüyeceğini hesaplayamadım. Fideler küçükken gözümüze az göründü. Daha sonra seyreltmek için aralardakini sökmek gerekti.
  • Bahçe yerleşimi, ürün çeşitliliği daha iyi optimize edilebilirdi.
  • İlk başlarda aşırı sulama nedeniyle kökler iyice gelişmedi, iyi tutunamadı. Dolayısı ile bitkilerin kök tarafı zayıf, diğer taraftaki gövdeleri kalın oldu. Bu da meyvelerin beslenmesinde ve gelişiminde güçlüklere neden oldu.
  • Domateslerin şekil budamasında ve askıya alınmasında geç kaldım. İlk başlarda çok serbest yayıldılar. Daha sonra askıya alabilmek için güçlü dalları feda etmek zorunda kaldım.
  • Askı iplerini ince kullandığım için bitkiyi bazı yerlerde zedeledi. Rafya ya da boyna takılan kimliklerin bağlarından kullanmak lazım.
  • Bir ara ev yapımı enzimin etkisini görebilmek için aşırı miktarda kullandım, seyrelterek kullanmam gerekirken doğrudan döktüğüm de oldu. Bu da bazı bitkilerin hastalanmasına hatta ölmesine neden oldu.
  • Aşırı sıcaklarda bazı günler (evde olmadığımız için) sulayamadık. Bazı bitkilerin yaprakları hemen kavruldu. Kendine gelmesi için zaman geçti.
Kazanımlarım
  • Öncelikle tüm çalışmalar bir kazanç benim için. Akşamları işten gelince küçük bahçemde uğraşmak, sulamak, gözümün önünde gün be gün büyüdüklerini görmek, bitkileri budamak, yabancı otları sökmek, kendi yetiştirdiğim ürünleri toplamak müthiş keyifli.
  • Yaptığım denemeler ile çok şey öğrendim. Seneye daha bilinçli davranacağım.
  • Kendi yapmış olduğum ev yapımı organik gübreleri kullandım. İyileri de oldu kötüleri de oldu.
  • Ve kendi yetiştirdiğim biberleri, domatesleri, patlıcanları, patates ve marulları yemenin lezzeti…

Hâsılat: Gün be gün topladıklarımı tartıp kaydetmiştim. Buna göre bu seneki toplam hâsılat şu şekildedir:
  • Patates (Toplam : 2778 gr)
    • Yerde       : 312 gr
    • Sandıkta   : 2466 gr
  • Domates (Toplam : 26995 gr  (yaklaşık 27 Kg.)
    • Pembe        : 7781 gr
    • Sarı Küçük  : 3514 gr
    • Cherry         : 3543 gr
    • Diğer           :12157 gr
  • Biber   (Toplam : 3108 gr)
    • Kıl Sivri Biber    : 1398 gr
    • Acı Saksı (sivri)  : 664 gr
    • Acı Saksı (top)   : 82 gr
    • Gül biberi           : 964 gr
  • Patlıcan        : 4816 gr ( Tanesi ortalama 150 gr'dan 30-35 adet olsa gerek, saymamışım.)
  • Marul           : 8-10 adet
  • Bir tutam nane, bir avuç ayçiçeği, 3 adet süs kabağı, 2-3 taze fasulye, günlük 8-10 avuç çilek, 1-2 salatalık semizotu…
  • Brüksel lahanası, cherry turp kayda değecek kadar olmadı


Yeni yılınızı tekrar kutlar mutluluklar dilerim.Allah'tan dermanı olmayan dert, başedemeyeceğimiz sorunlar vermemesini herkes için dilerim.

Esen kalın.

NOT: Bu yazım blogumdaki 100. yazı olmuş. Bu güzel tesadüf de kendi kendime kutlu olsun.

Bir damacana atık enzimi daha... [ 12 Ekim 2010'da güncellendi]

(7 Haziran 2010 tarihli yazım)

Hafta sonu oğulmonk ile birlikte bir damacana daha çöp enzimi, daha doğrusu atık enzimi yaptık. Çalıştığım yerde öğlen yemeklerinde hergün kilo kilo salata artıyor. Bunlar doğrudan çöpe gidiyor fakat daha önce de dediğim gibi bunlar çöp değil aslında, bir şekilde değerlendirilebilir atıklar.




19 lt'lik damacanaya tulumbadan aldığımız yaklaşık 13-14 lt suyu doldurduk. Yenmeyen 3 günlük yaklaşık 3.5 kg salatayı da oğlumla birlikte damacanaya "tıktık". Sonra üzerine 1.5 kg kadar pekmez ilave ettik. Bu sefer harnup pekmezi kullandım. Marketlerde 900 gr'lık şişede 5'tl'den satılıyor. Enzim oluşmasına katkısı olsun diye yoğun şekilde faydalı mikroorganizmalar içeren EM-1 hammademizden de çok az (10 gr kadar) ilave ettim.



Tüm malzemeyi ilave edip iyice karıştırdıktan sonra damacanayı mutfakta müsait bir yere dinlenmeye bıraktım. En az 3 ay burada bekleyecek, sonuçlarını birlikte göreceğiz.




(12 Ekim 2010'da eklenen kısım)

Yukarıdaki yazıyı yazalı yaklaşık 4 ay olmuş. 4 aydır bekleyen damacanamızı artık beklediği karanlık kuytu köşeden çıkarmanın zamanı geldi.





Fotoğrafta da görülebileceği gibi mutfak atıkları, pekmez ve su dolu bidonlarımızı, süzülmüş enzimi dolduracağımız boş bidonu, huniyi, süzeği, tası ve asistanımız oğulmonku hazırladık.


Küçük bidonda karpuz ve muz kabukları kullanarak, diğer büyük damacanada ise artmış salatalardan (domates, lahana, marul, maydonoz içeriyor) yapmış olduğum atık enzimi var.





Atıkları süzdükten sonra boş bidonlara doldurduk. Bu sefer fena olmadı herhalde. Nasıl mı anladım? Bir kere kokusu kötü değil. Sonra EM1 katkısı var, rengi de hoşuma  gitti. Asıl sonucu yani bitkilere faydalı olup olmadığını denedikten sonra anlayacağım artık. Daha önce ürettiğim enzimleri kullandığım marulların sanki biraz daha çabuk ve iri geliştiğini gözlemledim. Fakat daha doğru ve kesin sonuçlar için sanırım bir kaç deneme daha yapmam gerekecek. Unutmadan, sek enzim kullanırsanız bitki aşırı dozdan ölüyor, tecrübeyle sabit.




19 lt'lik ve 5 lt'lik damacanaları süzdükten sonra yaklaşık 15 lt enzim elde ettim. Bunları 1/100 - 1/500 oranında suyla karıştırarak kış döneminde evde yetiştirmeye çalışacağım saksı domates ve biberlerde deneyeceğim. Umarım faydalı olur. Bir miktarını da evimin önündeki bahçeyi bozduktan sonra önümüzdeki bahara hazırlık için toprağı çapalayıp havalandırırken toprağa karıştıracağım.


Esen kalın...

Domateslerimde canlanma belirtileri...

Öncelikle 11 Eylül 2010 cumartesi saat 20:15 itibari ile ramazan bayramınızı kutlar, birazdan yarı final maçına çıkacak olan basketbol milli takımımıza başarılar dilerim.

Daha önceki yazımda domateslerimin hastalandığını ya da sıcaktan dolayı yandığını yazmıştım. Sıcaktan yanmış olma ihtimali -bence- daha ağır basıyor. Çünkü önce kurumuş yaprakları budadım. Hatta zayıf düşmüş domates bitkilerini kökünden söktüm. Sonra Bauhouse'dan almış olduğum ve diğer birkilerde de çok faydasını gördüğüm  COMPO marka "Tüm Bitkiler için Sıvı Gübre"yi pompa yardımıyla yapraklardan uyguladım.

Bir hafta kadar sonra yeni sürgünler vermeye ve hatta çiçeklenmeye başladılar. Tabi rutin olarak köklerden sulamayı ihmal etmiyorum.


Domateslerde biraz olsun canlanma görünce umutlandım. Sonra aklıma mucizevi EM-1 geldi. Onu da tulumba suyu ile seyrelttikten sonra oğlumun uğurlu elleri vasıtasıyla yapraklara püskürterek uyguladım. Bu işlemi akşam üstü yaptım ki EM1'deki faydalı mikroorganizmalar ölmesin.

Şimdi beklemedeyim. Uygulamanın üzerinden henüz bir kaç gün geçmesine rağmen gözle görülür bir canlanma var. İnşallah sezonu kapatmadan biraz daha mahsul kaldıracağım. Gelişmeleri de burada yazacağım.
Esen kalın.

Bukaşi (Bokashi) Kullanımı

BUKAŞİ (BOKASHI) KULLANIMI

"Bukaşi (Bokashi)Yapımı" başlıklı yazımın devamıdır.

Evde hazırlamış olduğumuz bukaşi aşılayıcı ile evsel atıklarımızı çok verimli ve faydalı gübreye dönüştürebiliriz. Aslında doğa bu işi zaten bir döngü içerisinde gerçekleştirmekte. Çevrenize bir bakın, ağaçlardan dökülen yapraklar, çöpe atılmış çürümeye bırakılmış meyve ve sebzeler, kesilmiş çimler vs. bir müddet sonra toprağa karışıp gidiyor. Toprak toprağa, küller küllere… Topraktan gelen toprağa karışıyor, kural böyle yazılmış, denge meselesi. Biz bu dengeyi bozacak bir şey yapmıyoruz sadece doğanın bu işi hızlandırması için yardımcı oluyoruz. 

Bukaşi aşılayıcının içerisindeki çok çeşitli ve milyonlarca faydalı mikro organizma, evsel atıklarımızı çürüterek toprağa karıştırmak için çalışacaklar. Nasıl mı? Öncelikle evsel atıklarımızı biriktirebileceğimiz kova gibi bir kap temin etmemiz gerekir. Bu iş için piyasada özellikle de yurtdışında çok fazla hazır ürün var. Türkiye’de de bulabildiğim kadarı ile sadece “Yeşil Adım” firması bu işe el atmış durumda. Gerekli kovayı az bir çaba ve el becerisi ile kendimiz de hazırlayabiliriz. Ben öyle yaptım. İşte aşamaları:
  • Önce evimizde koyacağımız yere uygun büyüklükte bir kova alıyoruz.
  • Dibine bir musluk takmak gerekiyor. Çünkü atıkların kendisinden gelen ve çürüme sırasında ortaya çıkan bukaşi sıvısını buradan alacağız.

  •  Kovanın dibinde bukaşi sıvısının birikmesi için biraz boşluk bırakmak gerekiyor. Bu nedenle en alta bir parça izolasyon malzemesi koydum, yükselti yapması için.
  •  Kovanın dibine koyacağımız makarna süzgeci suyun dibe süzülmesini sağlayacak.
Kovamız hazırsa bukaşi yapımına hemen başlayabiliriz. Öncelikle kovanın en altına bir miktar bukaşi aşılayıcı dökelim. Daha sonra evsel atıkları üzerine dökelim. Eğer elimizde çok az atık varsa, başka bir kapta biriktirip büyük kovaya öyle aktarmak daha iyi olur. Ortalama bir evden çıkan 2-3 günlük atık kovaya bir kerede koyulacak malzemeye denk gelecektir.  Atıklar için dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle sıralayabiliriz:
  • Kesinlikle çürümemiş olmalı. Zaten bir çürüme süreci başlamışsa çok büyük ihtimalle zararlı organizmalar barındırmaktadır. Bunları keserek ya da tamamını atarak ayırmak gerekir.
  • Plastik, metal gibi parçalar içermemeli.
  • Temizlik malzemesi, ilaçlar gibi kimyasal maddeler içermemeli.
  • İnternette bukaşi yapmak için karışıma et, kemik parçaları, balık kılçığı, süt ürünlerinin artıklarının da kullanılabileceği belirtilmekte. Şahsen ben yoğurt suyu ve midye kabukları attım. Diğerlerini karıştırmadım.
Bukaşi kovasına döktüğümüz atıkların üstüne de bir miktar bukaşi aşılayıcıdan serpelim ve iyice karıştıralım. Atıkların suyunu süzmek ve hacimden kazanmak için üstten bastırarak sıkıştıralım. En üste bir tabak, kapak ya da poşet koyup üzerine ağırlık konabilir. Kovanın kapağını bir sonraki ilaveye kadar sıkıca kapatalım. 2-3 gün sonra atık ilave edeceğimiz zaman yine aynı işlemleri tekrarlayalım.







Zaman zaman dipte birikmiş bukaşi sıvısını musluk yardımıyla boşaltmak gerekir. Bu sıvıda da faydalı mikroorganizmalar ve minareler mevcuttur. 1:50 – 1:100 oranında seyrelterek bitkilere verilebilir. Elde edilen bukaşi sıvısı bir yerde depolamaya gelmez, bir an önce kullanmak gerekir. Kokusu çok ağır ve kötüyse bitkilere vermeyin, lavaboya ya da tuvalete dökebilirsiniz.  Bu sıvı lavabo fayans, tuvalet temizliğinde de rahatlıkla kullanılabilir. Genellikle hoş bir kokusu vardır. Kendi kokusunu yaydığı gibi kötü kokulara neden olan bakterileri yok ederek kötü kokuları da yok eder. Marketlere yeni yeni girmeye başlayan enzim içerikli organik temizleyicilerin de içeriğinde faydalı mikroorganizmalar ve enzimler vardır.

20-30 günün sonunda ya da daha basitçe bukaşi kovası dolduğunda artık karışımı toprağa karıştırarak kullanabiliriz. Bahçenin bir şeyler dikeceğiniz yerini, dikeceğiniz bitkinin kök uzunluğuna da bağlı olarak, 30-50 cm derinlikte kazdıktan sonra karışımı buraya dökünüz. Çukuru tekrar toprakla kapattıktan 15-20 gün sonra yetiştireceğiniz fideleri dikebilirsiniz.


Eğer bahçede değil de evdeki saksılarınızda kullanacaksanız http://www.yesiladim.com/ sitesinde tarif edildiği gibi şu şekilde de kullanabilirsiniz:
  • Saksının drenajlı yani fazla suyu atabileceği delikleri olması gerekir.
  • Saksının dibine kaliteli toprak ilave edilir.
  • Üzerine ürettiğimiz bukaşi karışımı dökülür. Toprakla beraber iyice karıştırılır. 
  • Toprakta faydalı mikroorganizmaların üreyerek çoğalması için 15-20 gün kadar beklemeye bırakılır. 
  • Saksının üzerini naylonla kapatmak iyi olur.
  • Sürenin sonunda toprak üzerinde beyaz küf oluşması gayet normaldir, bunlar faydalı mikroorganizmalardandır. 





NOT: Fotoğraflar, http://www.yesiladim.com/ adresinden alınmıştır.

Sandıktaki patateslerimin yanı sıra küçük bahçemin bir köşesinde de bukaşi karışımını toprağa karıştırdığım yerde de patateslerim var. Bu patatesleri de bukaşinin farkını görebilmek için yetiştiriyorum. Buradaki toprak inşaat atıkları ile dolu, kalitesiz  bir topraktı. Sonuçları ben de merakla bekliyorum.


Önce toprağı biraz kazdım
Bukaşiyi döktüm. 15-20 gün sonra patatesleri gömdüm.

Patates bitkilerinin son durumu.


Her şey gönlünüzce olsun, esen kalın.

KAYNAKLAR:
http://www.em-naturally-active.com/Uk/index.htm
http://www.emturkey.com/
http://www.yesiladim.com/
http://www.compostguy.com/bokashi-resource-page/
http://www.seniormonthly.net/bokashi.pdf
http://www.youtube.com/watch?v=96fSXccQx9Q
http://www.bokashi.com.au/Bokashi-Instructions.htm
http://kitchengardenfoods.com/2006/02/20/bokashi/


.

Bukaşi (Bokashi) Yapımı [08 EKİM 2010'da güncellendi]

BUKAŞİ (BOKASHI) YAPIMI  [08 EKİM 2010'da güncellendi]

(Yorumlarda da görebileceğiniz gibi, EM1 konusunda bir hayli tecrübesi olan Doğasever rumuzlu doğa sever hocamın uyarısı ile yazımda bir iki yerde düzeltme ve güncelleme yapılmıştır.)

Türkçe okunuşu ve yazılışı ile “bukaşi”, ya da literatürdeki İngilizce yazılışı ile “Bokashi” Japonca kökenli bir kelime olup “Fermente olmuş organik madde” anlamına gelmektedir. Fermantasyon başka bir deyişle mayalanma ise bir maddenin bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalar aracılığıyla, genellikle ısı vererek ve köpürerek kimyasal olarak çürümesi olayıdır.

Bukaşi, Japon çiftçiler tarafından, toprağın mikrobiyel çeşitliliğini artırmak ve bitkilere besin maddesi sağlamak amacıyla geleneksel olarak kullanılmaktadır. Genellikle çeşitli organik evsel atık maddeler, ormanlardan ve dağlardan toplanan ve içinde çeşitli mikroorganizmalar içeren topraklarla fermente edilerek elde edilir.


Tescilli bir ürün olan EM1 bol miktarda değişik türlerde mikroorganizma içermektedir. Firmanın Türkiye temsilcisinin sayfası ve ayrıntılı bilgi için bakınız: www.emturkey.com  Firmayla EM1’in son kullanıcısı olmanın dışında herhangi bir bağlantım yoktur, bunu not düşmek isterim. Burada EM1’in reklamını, iyi ya da kötü tanıtımını yapmak gibi bir çabam da yoktur. Ben sadece naçizane deneyimlerimi paylaşmak arzusundayım. Ne de olsa “Bilgi paylaşıldıkça artar” . Bu nedenle reklama girse de bukaşi yaparken kullandığım için EM1’den bahsetmem zaruridir.





Her neyse bu ara taksimden sonra devam edelim;   EM  "Effective Microorganisms /  Etkin Mikroorganizma" teriminin kısaltılmış şeklidir. EM temelde 5 değişik grup (Fototropik bakteriler, Laktik asit bakteriler, mayalar, Aktinomisetler ve küfler) mikroorganizmalardan oluşmaktadır ve doğadan toplanarak kendine özgü şartlarda üretilmektedir. EM kimyasal madde değildir ve kesinlikle gen değişimine uğramamıştır.  EM, Japonya'nın Okinava kentindeki Ryukyus Üniversitesi'nden Prof. Dr. Teruo Higa tarafından geçen yüzyılın sonlarında geliştirilmiştir.

Prof. Dr. Teruo Higa

EM1 ile yapılan bukaşi, orman ya da dağ toprağı yerine EM ile fermente edilmiş organik maddedir.  Bu yüzden, EM Bukaşi, topraktaki etkin mikroorganizmaların artırılması için önemli bir ilave maddedir.

EM BUKAŞİ ‘NİN YARARLARI NELERDİR? (EMTurkey sayfasından alınmıştır.)

Önerilen oranlarda düzenli olarak kullanıldığında Bukaşi Organik Kompost Gübre aşağıdaki yararları sağlar:

  • Topraktaki besinleri bitkilerin alabileceği şekilde açığa çıkarır. Besinler, bitki bünyesine aldıkça yavaş yavaş açığa çıkar. Böylece, besinlerin yağmur sularına karışarak ziyan olması ve yeraltı sularını kirletmesi önlenmiş olur.
  • Topraktaki mikrobiyel aktiviteyi arttırır. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik ortamını iyileştirir.
  • Toprağın yapısını ve su tutma kapasitesini geliştirir. 
  • İçerdiği fototropik bakteriler sayesinde bitkilerin fotosentez kapasitelerini (güneş ışınlarından yararlanma oranını) arttırır.
  • Topraktaki patojenleri ve hastalıklara neden olan zararlıları bastırır. 
  • İçindeki yararlı mikroorganizmalar, topraktaki ne yararlı ne de zararlı mikroorganizmaları yararlı mikroorganizma şeklinde işlev görmeye teşvik eder.
  • Bitkinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlar.
  • Besin değeri yüksek, dünya nüfusuna yetebilecek, daha az maliyetle daha çok üretilen güvenli organik gıdalar elde edilmesini sağlar.
  • İçindeki antioksidan maddeler sayesinde bitkilerin daha sağlıklı ve ürünlerin raf ömrünün daha uzun olmasını sağlar.
  • Topraktaki kimyasal madde ve pestisit kalıntılarını parçalar ve zararsız hale getirir.
Konumuz EM1’i ve faydalarını anlatmak olmadığı için, meraklısına bakınız Google diyerek biz “evde bukaşi nasıl yapılır, nerede kullanılır, kullansak ne olur  - kullanmasak ne olur” sorularına yanıt aramak üzere gerçekleştirmiş olduğum tecrübeyi siz değerli izleyicilerimle paylaşmaya çalışayım.

Öncelikle “Bokashi Starter” yani “Bukaşi Aşılayıcı” yapmak için gerekli malzemeler:
  • Yararlı mikroorganizmalar: Bunu topraktan, yoğurt suyundan vs. yerlerden doğal olarak bulabilirsiniz. Fakat bukaşinizin kalitesini arttırmak, daha iyi verim almak için EM1 kullanmanızı tavsiye ederim.
  • Pirinç ya da tahıl kepeği: Kepek mikroorganizmaların yaşayacağı ortam olacak. Japon profesörümüz, oralarda bol olduğu için pirinç kepeği kullanmış ama bizde de tahıl kepeği bol ve ucuz. Bu nedenle ben de yemcilerde satılmakta olan kalın kepekten kullandım.
  • Melas ya da Pekmez: Yine mi? Evet çünkü mikroorganizmalar ne yiyecek?
  • Sıcak su: En kolayı fakat bunun da bir püf noktası var. Şehir şebekesinden olmaz! Çünkü onda klor var, hayvancıkları öldürür. En iyisi mi siz ya doğal kaynak suyu kullanın ya da tulumbadan, kuyudan çekin. Hatta olabiliyorsa yağmur suyu kullanın.
  • Biraz da bildiğimiz basit hamur mayası. [Aşağıdaki Düzeltme 1'e bakınız]
  • Elinizin altında hazırda varsa azıcık da yoğurt suyu. Amman dikkat; ayran kültürü ile yapılmış ayran değil yoğurt beklediğinde dibinde biriken suyundan. Yoğurt köyden gelen sütle pastörize edilmeden ya da UHT’den geçmeden gelen süt ile yapılırsa çok daha iyi doğal olarak. Çünkü içindeki yararlı mikroorganizmalar ölmemiştir, herhangi bir katkı maddesi de yoktur. [Aşağıdaki Düzeltme 1'e bakınız]

Malzemeler birarada

Tüm bu malzemeleri topladık yanımıza aldık. Tabii ki bir de bu malzemeleri koyup karıştıracağımız bir kap lazım. Ben bizim oğlanın küvetini kullandım. (Amman bizim hanım görmesin…) Yere genişçe bir örtü yayalım. Malzemeleri de örtünün üzerinde hazır edelim. Oranları mı? Doğru, daha söylemedik galiba. Şöyle desek:
  • Kabaca “1:1:50” oranında “EM1: Melas: Su” olacak şekilde “15 ml EM1: 15 ml Pekmez:1 lt Su”
  • 4-5 kg buğday kepeği
  • Yarım küçük poşet hamur mayası
  • (Varsa) Biraz yoğurt suyu
[Düzeltme 1:  EM1 kullandığınızda yoğurt suyu veya hamur mayası kullanmanıza gerek yoktur çünkü EM'nin içinde zaten laktik asit bakterileri ve mayalar mevcuttur.]
    Oranlar sihirli formül değil. Biraz göz kararı biraz da eldeki malzemeye göre değişebilir.

    Pekmezin akışkanlığı fazla olmadığı için karışıma ekleyeceğimiz suyun biraz sıcak olması daha iyi olur. Pekmez sıcak suda kolayca eriyecektir. Bunları kaba koyduktan sonra bir güzel karıştırıyoruz. Melasın(Pekmezin) ve dolayısı ile EM1’in kepeğin her yerine ulaşması gerekir. Bu nedenle kuru kepek kalmamalı. Karışımın kıvamını da şu şekilde anlayabiliriz: Bir avuç kepek alıp elimizle sıktırıp bıraktığımızda topaklanmalı ama cıvık da olmamalı.

    Malzemeyi iyice karıştırdık.

    Daha sonra ise karışımı küvetten çıkarıp kapağı kolayca kapatılabilecek bir kaba aktarıyoruz. Tercihen saydam olmayan bir kap olursa daha iyi. Böyle bir kabınız yoksa sağlam koyu renkli bir torba da olabilir, çöp torbası gibi mesela. Kabın/torbanın ağzını hava almayacak şekilde sıkıca kapattıktan sonra 15-20 gün boyunca dinlenmeye bırakıyoruz. Bekleyeceği yer doğrudan gelen ışıktan uzak, serince bir yer olmalı. Bu süre zarfında faydalı mikroorganizmalar aktif hale geçerek çoğalırlar.

    Burada bukaşi aşılayıcı yapımı ile ilgili güzel bir video var: http://www.youtube.com/watch?v=96fSXccQx9Q

    Sürenin sonunda bukaşi aşılayıcı malzememiz kullanıma hazır diyebiliriz.  Hafif ekşi kokacaktır, biraz turşu gibi ya da sirke gibi. Bozulmadan uzun süre saklamak gerekecekse o zaman kurutmak daha iyi olacaktır.Müsait bir yere bukaşi aşılayıcıyı yayıp güneşli ve sıcak bir havada arada bir karıştırarak kuruttuktan sonra yine torbalara doldurarak kullanıma hazır hale gelmiş olacaktır.  Gölge ve kuru müsait bir yere bukaşi aşılayıcıyı yayıp arada bir karıştırarak kuruttuktan sonra yine torbalara doldurduktan sonra kullanıma hazır hale gelmiş olacaktır.  [Aşağıdaki Düzeltme 2'ye bakınız]



    Açık havada kurumaya bırakıyoruz. Arada bir karıştırmak gerekir.

    [Düzeltme 2: Fotoğraf güneşli bir havada kurutmayı işaret eder gibi fakat doğrusu şu şekilde olacak: "Ürettiğiniz Bukaşiyi hemen kullanmayıp saklamak istiyorsanız, güneşli havada veya güneş gören bir yerde değil, gölgede kurutmalısınız aksi takdirde, içindeki fototropik bakteriler etkilenebilir. Gölge bir yere sermekte yarar var. Kesinlikle güneş görmemeli. Ayrıca, saklarken de beyaz veya saydam plastik çuval veya kap yerine renkli olanlar tercih edilmelidir. Eğer mutlaka saydam çuval kullanacaksanız,çuvalı karanlıkta saklayınız"]

    Kurumuş ve kullanıma hazır bukaşi aşılayıcısı

    Buraya kadar anlattıklarım bukaşi aşılayıcının yapımı ile ilgiliydi. Peki, bu malzemeyi nasıl kullanacağız ve ne işimize yarayacak? O da "Bukaşi (Bokashi) Kullanımı" başlıklı yazımda, okumak için tıklayınız.

    Her şey gönlünüzce olsun, esen kalın.

    .

    Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

    Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

    Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
    -=(RaideR)=-

     
    Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping