Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
pekmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pekmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ev Yapımı Sinek Tuzağı [Güncelleme: 30 Nisan 2015]

[Son güncelleme: 30 Nisan 2015]

Bu sene Nisan ayında kar yağışını görsek de nihayet yavaşa yavaş kışı bitiriyoruz, doğa canlanmaya başladı. Bunu en çok da etrafta gezinmeye başlayan sineklerden ve karıncalardan anlayabiliyorum.
 
Peki bu sinekler sizleri de rahatsız ediyor mu? Ne kadar kovalarsanız kovalayın, kimyasal ya da doğal ilaçlarla mücadele edin yine de kurtulamazsınız sineklerden. Kimyasal ilaçlar kullandığınızda  bahçenizdeki sebze ve meyvelerde ilaç kalıntısı kalabilir ve bunların tüketilmesi insan sağlığına zarar verebilir.

Ben internet bloglarında, sosyal medyada paylaşılan yapımı son derece basit bir sinek tuzağını öneriyorum size. Bu tuzak da sinek problemine kesin çözüm olmayacaktır. Yine de belki bazı uçan haşerelerin sizden uzaklaşmasını, bahçenizde yetiştirdiklerinizin yerine tuzağın içindeki lezzetli gıdaya yönelmelerini sağlayabilir.

Tuzağın yapımı son derece basit. Aşağıdaki  görselde herşey son derece basit bir biçimde izah edilmiş. İngilizce olduğu için ben aşağıda biraz daha açıklayıcı ilavelerle Türkçesini yazıyorum.


1. İlk olarak 1.5 lt'lik  olması şart değil uygun bir plastik şişeyi boyun kısmından ikiye ayırıyoruz.

2. Bir su bardağı sıcak su ile 50 gram kadar ESMER şekeri karıştırıyoruz. Esmer şeker olması önemli çünkü uçan haşeratın sevdiği besin esmer şekerde mevcut, beyaz şekerde değil. Bunun yerine pekmez de kullanabilirsiniz isterseniz.

3. Eriyen esmer şeker akıcı bir pekmez kıvamına gelecektir. Suyun sıcaklığı oda sıcaklığına geldiğinde 1 gram kadar hamur mayasını da şişenin içine dökünüz. Maya canlı bir madde olduğu için aşırı sıcak su zarar verip içindeki bakterileri haşlayıp öldürebilir. Bu yüzden suyun ılık hatta soğuk olması önemli.

4. Şişenin kestiğimiz kafa kısmını ters çevirip tekrar şişenin içine koyuyoruz. Parça içeri düşmesin diye yapıştırabilirsiniz, zımba ile sabitleyebilirsiniz.

5. Şişenin etrafını bir gazete ile kapatabilirsiniz. Çünkü sinekler karanlığı sever.

6. Evinizde ya da bahçenizde bir yere asabilirsiniz şişenizi. Fakat unutmayın pek de hoş kokmuyor mayadan dolayı...



Ben yaptığım tuzağı Küçükbahçem'de uygun bir yere astım. İlk günlerde karışım henüz hazır olmadığından sinekler için çok cazip olmasa gerek pek de fazla sinek yakalayamadık. Fakat daha sonraki günlerde, maya + şeker + su karışımı kıvamına gelince çevredeki sinekler hücum etmeye başladı. Sonucu aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.


Tuzağın mantığı çok basit ama sinek beyinliler anlamıyor işte. Şişenin dibindeki cezbedici gıdanın kokusuna gelen sinekler şişenin huni şeklindeki ağzından içeri giriyorlar. Karınlarını doyurup çıkmak istediklerinde ise bir türlü deliği tutturup da çıkışı bulamıyorlar. Burada uçmaktan yorulup sıvının içine düşünce de boğularak terk-i dünya eyliyorlar. Aynen dışarı çıkmak için cama vura vura kafa travmasından giden sinekler gibi.


İLAVE NOTLAR: Esmer şeker + maya karışımı yerine bildiğiniz meyve suyunu da koyabilirsiniz. Ben denedim esmer şekerli karışım kadar olmasa da epey haşerat topladım. Kola da denenebilir, bilhassa arılar çok severler kolayı.

15 Temmuz 2013, Eskişehir.
Kaynak: internet


Bukaşi (Bokashi) Yapımı [08 EKİM 2010'da güncellendi]

BUKAŞİ (BOKASHI) YAPIMI  [08 EKİM 2010'da güncellendi]

(Yorumlarda da görebileceğiniz gibi, EM1 konusunda bir hayli tecrübesi olan Doğasever rumuzlu doğa sever hocamın uyarısı ile yazımda bir iki yerde düzeltme ve güncelleme yapılmıştır.)

Türkçe okunuşu ve yazılışı ile “bukaşi”, ya da literatürdeki İngilizce yazılışı ile “Bokashi” Japonca kökenli bir kelime olup “Fermente olmuş organik madde” anlamına gelmektedir. Fermantasyon başka bir deyişle mayalanma ise bir maddenin bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalar aracılığıyla, genellikle ısı vererek ve köpürerek kimyasal olarak çürümesi olayıdır.

Bukaşi, Japon çiftçiler tarafından, toprağın mikrobiyel çeşitliliğini artırmak ve bitkilere besin maddesi sağlamak amacıyla geleneksel olarak kullanılmaktadır. Genellikle çeşitli organik evsel atık maddeler, ormanlardan ve dağlardan toplanan ve içinde çeşitli mikroorganizmalar içeren topraklarla fermente edilerek elde edilir.


Tescilli bir ürün olan EM1 bol miktarda değişik türlerde mikroorganizma içermektedir. Firmanın Türkiye temsilcisinin sayfası ve ayrıntılı bilgi için bakınız: www.emturkey.com  Firmayla EM1’in son kullanıcısı olmanın dışında herhangi bir bağlantım yoktur, bunu not düşmek isterim. Burada EM1’in reklamını, iyi ya da kötü tanıtımını yapmak gibi bir çabam da yoktur. Ben sadece naçizane deneyimlerimi paylaşmak arzusundayım. Ne de olsa “Bilgi paylaşıldıkça artar” . Bu nedenle reklama girse de bukaşi yaparken kullandığım için EM1’den bahsetmem zaruridir.





Her neyse bu ara taksimden sonra devam edelim;   EM  "Effective Microorganisms /  Etkin Mikroorganizma" teriminin kısaltılmış şeklidir. EM temelde 5 değişik grup (Fototropik bakteriler, Laktik asit bakteriler, mayalar, Aktinomisetler ve küfler) mikroorganizmalardan oluşmaktadır ve doğadan toplanarak kendine özgü şartlarda üretilmektedir. EM kimyasal madde değildir ve kesinlikle gen değişimine uğramamıştır.  EM, Japonya'nın Okinava kentindeki Ryukyus Üniversitesi'nden Prof. Dr. Teruo Higa tarafından geçen yüzyılın sonlarında geliştirilmiştir.

Prof. Dr. Teruo Higa

EM1 ile yapılan bukaşi, orman ya da dağ toprağı yerine EM ile fermente edilmiş organik maddedir.  Bu yüzden, EM Bukaşi, topraktaki etkin mikroorganizmaların artırılması için önemli bir ilave maddedir.

EM BUKAŞİ ‘NİN YARARLARI NELERDİR? (EMTurkey sayfasından alınmıştır.)

Önerilen oranlarda düzenli olarak kullanıldığında Bukaşi Organik Kompost Gübre aşağıdaki yararları sağlar:

  • Topraktaki besinleri bitkilerin alabileceği şekilde açığa çıkarır. Besinler, bitki bünyesine aldıkça yavaş yavaş açığa çıkar. Böylece, besinlerin yağmur sularına karışarak ziyan olması ve yeraltı sularını kirletmesi önlenmiş olur.
  • Topraktaki mikrobiyel aktiviteyi arttırır. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik ortamını iyileştirir.
  • Toprağın yapısını ve su tutma kapasitesini geliştirir. 
  • İçerdiği fototropik bakteriler sayesinde bitkilerin fotosentez kapasitelerini (güneş ışınlarından yararlanma oranını) arttırır.
  • Topraktaki patojenleri ve hastalıklara neden olan zararlıları bastırır. 
  • İçindeki yararlı mikroorganizmalar, topraktaki ne yararlı ne de zararlı mikroorganizmaları yararlı mikroorganizma şeklinde işlev görmeye teşvik eder.
  • Bitkinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlar.
  • Besin değeri yüksek, dünya nüfusuna yetebilecek, daha az maliyetle daha çok üretilen güvenli organik gıdalar elde edilmesini sağlar.
  • İçindeki antioksidan maddeler sayesinde bitkilerin daha sağlıklı ve ürünlerin raf ömrünün daha uzun olmasını sağlar.
  • Topraktaki kimyasal madde ve pestisit kalıntılarını parçalar ve zararsız hale getirir.
Konumuz EM1’i ve faydalarını anlatmak olmadığı için, meraklısına bakınız Google diyerek biz “evde bukaşi nasıl yapılır, nerede kullanılır, kullansak ne olur  - kullanmasak ne olur” sorularına yanıt aramak üzere gerçekleştirmiş olduğum tecrübeyi siz değerli izleyicilerimle paylaşmaya çalışayım.

Öncelikle “Bokashi Starter” yani “Bukaşi Aşılayıcı” yapmak için gerekli malzemeler:
  • Yararlı mikroorganizmalar: Bunu topraktan, yoğurt suyundan vs. yerlerden doğal olarak bulabilirsiniz. Fakat bukaşinizin kalitesini arttırmak, daha iyi verim almak için EM1 kullanmanızı tavsiye ederim.
  • Pirinç ya da tahıl kepeği: Kepek mikroorganizmaların yaşayacağı ortam olacak. Japon profesörümüz, oralarda bol olduğu için pirinç kepeği kullanmış ama bizde de tahıl kepeği bol ve ucuz. Bu nedenle ben de yemcilerde satılmakta olan kalın kepekten kullandım.
  • Melas ya da Pekmez: Yine mi? Evet çünkü mikroorganizmalar ne yiyecek?
  • Sıcak su: En kolayı fakat bunun da bir püf noktası var. Şehir şebekesinden olmaz! Çünkü onda klor var, hayvancıkları öldürür. En iyisi mi siz ya doğal kaynak suyu kullanın ya da tulumbadan, kuyudan çekin. Hatta olabiliyorsa yağmur suyu kullanın.
  • Biraz da bildiğimiz basit hamur mayası. [Aşağıdaki Düzeltme 1'e bakınız]
  • Elinizin altında hazırda varsa azıcık da yoğurt suyu. Amman dikkat; ayran kültürü ile yapılmış ayran değil yoğurt beklediğinde dibinde biriken suyundan. Yoğurt köyden gelen sütle pastörize edilmeden ya da UHT’den geçmeden gelen süt ile yapılırsa çok daha iyi doğal olarak. Çünkü içindeki yararlı mikroorganizmalar ölmemiştir, herhangi bir katkı maddesi de yoktur. [Aşağıdaki Düzeltme 1'e bakınız]

Malzemeler birarada

Tüm bu malzemeleri topladık yanımıza aldık. Tabii ki bir de bu malzemeleri koyup karıştıracağımız bir kap lazım. Ben bizim oğlanın küvetini kullandım. (Amman bizim hanım görmesin…) Yere genişçe bir örtü yayalım. Malzemeleri de örtünün üzerinde hazır edelim. Oranları mı? Doğru, daha söylemedik galiba. Şöyle desek:
  • Kabaca “1:1:50” oranında “EM1: Melas: Su” olacak şekilde “15 ml EM1: 15 ml Pekmez:1 lt Su”
  • 4-5 kg buğday kepeği
  • Yarım küçük poşet hamur mayası
  • (Varsa) Biraz yoğurt suyu
[Düzeltme 1:  EM1 kullandığınızda yoğurt suyu veya hamur mayası kullanmanıza gerek yoktur çünkü EM'nin içinde zaten laktik asit bakterileri ve mayalar mevcuttur.]
    Oranlar sihirli formül değil. Biraz göz kararı biraz da eldeki malzemeye göre değişebilir.

    Pekmezin akışkanlığı fazla olmadığı için karışıma ekleyeceğimiz suyun biraz sıcak olması daha iyi olur. Pekmez sıcak suda kolayca eriyecektir. Bunları kaba koyduktan sonra bir güzel karıştırıyoruz. Melasın(Pekmezin) ve dolayısı ile EM1’in kepeğin her yerine ulaşması gerekir. Bu nedenle kuru kepek kalmamalı. Karışımın kıvamını da şu şekilde anlayabiliriz: Bir avuç kepek alıp elimizle sıktırıp bıraktığımızda topaklanmalı ama cıvık da olmamalı.

    Malzemeyi iyice karıştırdık.

    Daha sonra ise karışımı küvetten çıkarıp kapağı kolayca kapatılabilecek bir kaba aktarıyoruz. Tercihen saydam olmayan bir kap olursa daha iyi. Böyle bir kabınız yoksa sağlam koyu renkli bir torba da olabilir, çöp torbası gibi mesela. Kabın/torbanın ağzını hava almayacak şekilde sıkıca kapattıktan sonra 15-20 gün boyunca dinlenmeye bırakıyoruz. Bekleyeceği yer doğrudan gelen ışıktan uzak, serince bir yer olmalı. Bu süre zarfında faydalı mikroorganizmalar aktif hale geçerek çoğalırlar.

    Burada bukaşi aşılayıcı yapımı ile ilgili güzel bir video var: http://www.youtube.com/watch?v=96fSXccQx9Q

    Sürenin sonunda bukaşi aşılayıcı malzememiz kullanıma hazır diyebiliriz.  Hafif ekşi kokacaktır, biraz turşu gibi ya da sirke gibi. Bozulmadan uzun süre saklamak gerekecekse o zaman kurutmak daha iyi olacaktır.Müsait bir yere bukaşi aşılayıcıyı yayıp güneşli ve sıcak bir havada arada bir karıştırarak kuruttuktan sonra yine torbalara doldurarak kullanıma hazır hale gelmiş olacaktır.  Gölge ve kuru müsait bir yere bukaşi aşılayıcıyı yayıp arada bir karıştırarak kuruttuktan sonra yine torbalara doldurduktan sonra kullanıma hazır hale gelmiş olacaktır.  [Aşağıdaki Düzeltme 2'ye bakınız]



    Açık havada kurumaya bırakıyoruz. Arada bir karıştırmak gerekir.

    [Düzeltme 2: Fotoğraf güneşli bir havada kurutmayı işaret eder gibi fakat doğrusu şu şekilde olacak: "Ürettiğiniz Bukaşiyi hemen kullanmayıp saklamak istiyorsanız, güneşli havada veya güneş gören bir yerde değil, gölgede kurutmalısınız aksi takdirde, içindeki fototropik bakteriler etkilenebilir. Gölge bir yere sermekte yarar var. Kesinlikle güneş görmemeli. Ayrıca, saklarken de beyaz veya saydam plastik çuval veya kap yerine renkli olanlar tercih edilmelidir. Eğer mutlaka saydam çuval kullanacaksanız,çuvalı karanlıkta saklayınız"]

    Kurumuş ve kullanıma hazır bukaşi aşılayıcısı

    Buraya kadar anlattıklarım bukaşi aşılayıcının yapımı ile ilgiliydi. Peki, bu malzemeyi nasıl kullanacağız ve ne işimize yarayacak? O da "Bukaşi (Bokashi) Kullanımı" başlıklı yazımda, okumak için tıklayınız.

    Her şey gönlünüzce olsun, esen kalın.

    .

    Sağlıklı bir çevre için çöp enzimlerini (atık enzimlerini) kullanmak (Bölüm 2/2)

    İki bölümlük bu yazı dizisinin ilk kısmını okumadıysanız lütfen tıklayınız.

    Hadi artık mutfak atıklarından enzim üretelim
    • Önce mutfak atıklarını küçük küçük doğruyoruz. Küçük doğramamız parçaların yüzey alanını büyüteceğinden daha çabuk fermante olmasını yani çürümesini sağlayacak.
    • Doğranacak olan atıkların organik olması yani sebze, meyvelerin kabukları, yenmeyen ya da artan kısımları, kesilmiş çimen, ağaç yaprakları vb. olması gerekir.
    • Bunun içine kesinlikle çeşitli kimyasal koruyucu katkı maddesi içeren ketçap, soslar, turşu gibi maddelerin kendisini ya da bulaşmışını katmayınız.
    • Et ve süt ürünü katmayınız.
    • Bir de özellikle not düşmüşler durian denilen acaip bir meyve var onu da karıştırmayınız.
    • Çürümüş, bozulmuş, yanmış, pişmiş, pastorize edilmiş organik maddeleri katmayınız.
    • Mutlaka plastik bir kaba 10 ölçek su, 3 ölçek atık madde ve 1 ölçek melas (bulamazsanız kaliteli pekmez) ilave ediniz.
      • Plastik kap kullanmamızın nedeni esnek olmasıdır. Sonuçta ortaya çıkacak gaz esnek olmayan cam gibi kapların patlamasına neden olabilir.
      • Su şehir şebekesinden gelen çeşme suyu olmaz. Çünkü arıtma tesislerinden geçerek gelen şehir suyunda başta klor olmak üzere arındırıcı ve mikrop kırıcılar vardır. 
      • Tulumba, kuyu suyu, ya da biz Eskişehir’lerin kullandığı Kalabak suyu gibi doğal kaynak sularını kullanınız.
      • Başka bir su kaynağınız yoksa illaki çeşme suyu kullanacağım diyorsanız da en azından 1-2 gün dinlendirin de öyle kullanın.
      • Melas pancardan şeker üretimi sırasında elde edilen bir çeşit şuruptur. (itiraf: Ben hiç görmedim.) Melas bulamazsanız ki büyük ihtimalle kolaylıkla bulamazsınız esmer şeker (dikkat! Esmerleştirilmiş değil doğal olarak esmer şeker) kullanabilirsiniz. Fakat pahalı ve yine bulması zordur. Genelde kullandığımız toz şekeri asla kullanmayınız.
      • Ben pekmez kullanıyorum, pekmez de olur.
     

    • Malzemeleri şişeye doldurduktan sonra kapağında açacağımız küçük bir delikten akvaryum hortumu gibi bir parça hortumla gaz tahliye çıkışı veriyoruz. 
    • Yandaki küçük şişe nargile vazifesi görüyor. Yani şişeden çıkan gazı dışarı atıyor, ama dışarıdan içeriye hava girmesini de engellemiş oluyor. Borudaki suyun seviyesi de fermantasyon işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı konusunda fikir veriyor. Küçük şişenin içinde yarıya kadar su olduğu herhalde dikkatinizden kaçmamıştır.
    Bu da farklı bir uygulama (www.agaclar.net adresinden)
    • Şişemizin ağzını sıkıca kapatıp hava almasını engelledikten sonra oda sıcaklığında 3 ay boyunca saklıyoruz. 10-15 günde bir çalkalamak iyi gelir.
    • İlk zamanlar fermantasyon hızlı olacağı için gaz çıkışı da hızlı olacaktır. Eğer tahliye borusu kullanmayacaksanız gün aşırı kapağı biraz açarak birikmiş gazın dışarı çıkmasını sağlayınız. Sonra kapağı yine sıkıca kapatmayı unutmayın ama.
    • Bekleme süresi boyunca bazen atıkların üzerinde beyaz mantarımsı bir tabaka hatta kurtçuklar ortaya çıkabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda bir miktar daha pekmez ilave edip çalkalayınız.
    • 3 ay kadar sonra artık fermantasyon tamamlanmış olacaktır. Bunu artık hiç gaz çıkışı olmamasından da anlayabiliriz. 
    • Sıvıyı süzdükten sonra geride kalan malzemeyi kuruttuktan sonra bahçeye ya da saksı toprağına karıştırabilirsiniz. Burada gübre vazifesi görecektir. Kurumadan atmanız durumunda biraz asit içereceği için fayda yerine zarar verebilir.
    • Elde edilen sıvı 1:100 gibi oranda su ile seyreltilerek kullanılabilir. Örneğin bahçecilikte 1:100 ya da 1:500 gibi bir oranda; ilaçlamada 1:100-1:200 oranında; saksılarınızda da 1:500 gibi oranlarda kullanabilirsiniz. Suyla karıştırılması enzimin etkinliğini arttıracaktır.
    • Önemli not: Son ürünün çürük kokmaması gerekir. Hafif sirke, üzüm şırası gibi kokar. Eğer ağır çürük kokusu varsa bu işi başaramamış demektir. Şişe hava almış ya da malzemeler arasına zararlı, çürük malzemeler de karışmış olabilir. Böyle bir durumda tuvalete dökün gitsin.
    • İçilebilir mi; evet neden olmasın. İçebiliyorsanız içersiniz de, bence biraz seyreltmekte fayda var ama. 
    • İçmek için hazırlayacaksanız, başlangıçta sadece meyveleri zevkinize göre karıştırarak da yapabilirsiniz. Zaten likör, şarap, sirke de benzer bir şekilde yapılmıyor mu?
    Bu yöntemin yanı sıra tescilli bir marka olan EM-1 (Effective Microorganisms) kullanılarak yapılan bir versiyonu da var. Ayrıntılı olarak daha sonra bahsedeceğim ama kısaca bahsetmek gerekirse EM-1 birçok faydalı bakterinin bir araya getirildiği özel bir organik karışım. Japon bir ziraat profesörü tarafından 80’li yılların başında keşfediliyor. O günden sonra dünyaya bir felsefe şeklinde yayılmakta. Youtube’da çok güzel videolar var. EM-1’i yine pekmez ve suyla aktifleştirerek kullanıyorsunuz. Hammadesi Japonyadan gelidği için biraz pahalı. 

    Türkiye’de Ankara’da  “EM Agriton” firması tarafından temin edilmekte. Gittim, aradım buldum, tanıştım; 1 lt EM-1 satın aldım. Hatta 1 lt de EM-Aktif hediye ettiler. Neyse ayrıntıları daha sonra Bukaşi yapımında…

    Ben kendim bol miktarda atık enzimi ürettim. Amma ve lakin yeni yeni kullanmaya başladım. Henüz bahçemde sonuçları almaya başlamadım. Etkilerini gördükçe paylaşmaya devam edeceğim. Ama kanımca bukaşi kullanarak yetiştirmekte olduğum patateslerde epey bir etkisi var gibi.
    Altyazı: patatesler niye mi sandıkta? Yanıtı pek yakında bu blogda!


    NOT: Bu yazının yazılmasında http://www.o3enzyme.com adresindeki bilgilerden yararlanılmıştır. Kendi imkânlarımla Türkçeleştirerek burada kullanıyorum. Varsa bir sürç-ü lisan affola…  Ben önemli gördüklerimi ve blogumda konularla örtüşen kısımlarını sizlere aktarmak istedim. Umarım faydalı olur.

    Esen kalın…

    .

    Sağlıklı bir çevre için çöp enzimlerini (atık enzimlerini) kullanmak (Bölüm 1)


    Çöp deyince hemen aklınıza pis, kokuşmuş, hiçbir işe yaramayan artıklar geldiğini hatta bazılarınızın yüzünü ekşitip, burnunu tutmaya başladığını hayal edebiliyorum. Fakat aslında çöpe attığımız her şey gerçekten de “çöp” değildir. Bizlerde pek alışkanlık haline gelmemiş olsa da birçok gelişmiş ülkede plastik, cam, kâğıt, metal gibi geri dönüşümü olan atıkları çöp tenekesine atmak yasaktır, cezası vardır. Daha da önemlisi ayıplanası bir durumdur! Gurbet ellere giden gelin kızlarımızın bahsettiğim geri dönüşümlü atıkları ayrıştırmadan doğrudan çöp kutusuna attığında belediyeden ceza kesildiği hikâyelerini duyanınız vardır. (Orada ispiyoncu komşu kavramı da buna etken elbette.)

    Avrupa’da birçok ülkede sadece cam, kâğıt, plastik, metal atıkları değil mutfak atıkları da kompost yapılmak üzere ayrıştırılmakta ve her bir atık kendine özel kutuya atılmaktadır. (Örnek bir broşür için: Bkz.  http://www.birsfelden.ch/usk/kompostberatung/kompost_downloads/pdfs/Was%20kompostieren.pdf
    Link çalışmazsa: Kılavuzu buradan da indirebilirsiniz )
     

    Yemeklerde, salatalarda kullanılan sebze ve meyvelerin işe yaramaz kısımlarını ya da yemeklerden sonra artanlarını genellikle alışkanlık olarak çöp tenekesine yollarız. Hâlbuki bu atıklar doğa için çok değerli organik maddeler ihtiva etmektedir. Bu atıkları doğru şekilde kullanıp uygun koşullarda bekletirsek çok kullanışlı ve çevre dostu çöp enzimlerini elde edebiliriz.


    (Bundan sonra isminin çağrıştırdığı kötü anlamdan dolayı “çöp enzimi” yerine “atık enzimi” terimini kullanmayı tercih ediyorum müsaadenizle.)
    Öncelikle atık enzimi nedir/ne işe yarar/yenir mi/içilir mi, biraz bundan bahsedelim:

    Uygun şekilde üretilmiş çöp enzimi içerisinde, toprakta da doğal olarak bulunan birçok organik madde, protein, minareler ve hormonlar barındırır. Atık enzimi doğaya atılan organik maddelerin çürümesini de sağlayan bakteriler açısından da zengindir. Atık enzimi üretilirken ortamdan CO2 (Karbondioksit) emilir ve 03 (Ozon) salınır. Bu sayede atmosfere yapılacak ozon takviyesi ile ozon tabakası desteklenmiş dolaylı hatta doğrudan küresel ısınmaya karşı da fayda sağlanmış olur.

    Atık enzimlerinin asıl faydası, üretimi esnasında değil,  kullanımı sırasında ortaya çıkmaktadır. Örneğin tarımda,
    • Yerine kullanılabileceği için çevreye zararlı kimyasal atıkların kullanımının azaltılması
    • Çiftlik ve tarlaların çeşitli zararlı böceklerden, haşereden ve dolayısı ile enfeksiyonlardan arındırılması
    • Sebze/meyve yetiştiriciliğinde toprak düzenleyicisi olarak
    • Doğal böcek ve yabancı ot ilacı olarak
    • Toprağın kalitesinin yükseltilmesi, humus katkısı
    • Küçükbaş ve büyükbaş hayvanların yemlerine katkı maddesi olarak
    • Su kaynaklarının, atmosferin temizlenmesine katkı ve temiz tutulmasında

    Evde ise;
    • Anti bakteriyel ve anti virütik olarak
    • Kene dâhil :) çeşitli haşeratın uzaklaştırılması
    • Evde yetiştirilen çiçeklere, sebzelere besin olarak
    • Artık büyük marketlerin raflarında da görebileceğiniz gibi “enzim katkılı” temizleyici olarak
    • Mutfak, banyo ve tuvaletlerde kötü kokuların giderilmesinde
    • Deterjan ve şampuanlara katkı maddesi olarak
    kullanılabilir.



    Peki, bu kadar mucizevî faydaları olduğu iddia edilen atık enzimlerinin üretilmesi nasıl olacak? Aslında bunun için karmaşık ve pahalı üretim süreçlerine gerek yok, oldukça basit. Dikkat ettiyseniz, sonbaharda ağaçlardan düşen yaprakları, kesilen çimleri bir yere yığdığınızda birkaç ay sonra onların çürüdüğünü toprağa benzer bir hal aldığını görürsünüz.

    Piknik ya da gezi için ormanlık alana gittiğinizde dikkat edin ağaçların altındaki topraklar da böyledir. Zaten evdeki saksılarda kullanmak üzere buralardan toprak getireniniz de vardır. Büyük marketlerde 10 lt’si 5-20 tl’den satılan torf da aslında çok da farklı bir şey değildir.  Çiçek yetiştirenler ve bahçecilikle uğraşanlar büyük mağazalarda satılmakta olan bitki coşturan, domates azdıran,  çiçek kudurtan bitki besinlerini görmüş hatta alıp kullanmışlardır. Dallı budaklılar için, sivri yapraklılar için; sarıçiçekliler, yok ortası kırmızı olup da yanları pembeye çalanlar için ayrı ayrı bitki besin çözeltileri var. Bunların içindekilerini okursanız aslında hep aynı olduğunu sadece kullanım amacına bağlı olarak ihtiva ettikleri minarelerin oranının farklı olduğunu görürsünüz. Bence bu kadar da önemli olmayan bu küçük farklılıklar için değişik çeşitlerde bitki besini üretmelerinin tek bir anlamı var o da pazarlama tekniği açısından çeşitlilik yaratarak her birini ayrı ayrı almaya zorlamak. Günümüz tüketim toplumunun da yaptığı bu değil mi zaten.  Benzer taktikler cep telefonları ve tv’ler için de uygulanmıyor mu?

    Her neyse; bahçemiz, bitkilerimiz için illaki kimyasal içerikli bitki besinine ihtiyaç yok. Biz evdeki organik atıklar ile benzer bir “kompost” yapacağız. Uygulayacağımız yöntem organik atıkların doğal olarak kendi kendine çürümesi işlemini biraz hızlandırmak.  Formül basit; bitkinin ihtiyacı olan mineraller zaten bitkinin kendisinde doğal olarak bulunuyo,r biz onu geri vereceğiz. Doğadan aldığımızı yeniden doğaya vereceğiz.  Avatar filmindeki Naviler gibi yani. Bir bakıma yeni bitkiler dedelerini yiyor olacak. Aslında biz insanlar da öyle yapmıyor muyuz? Atalarımız mezarlarında çürüyünce ne oluyor, toprağa karışmıyor mu? Neyse buraya fazla dalmayayım…

    Hadi artık mutfak atıklarından enzim üretelim:
    (Yazının devamı 2. bölümde, okumak için tıklayınız)
    Esen kalın…


    Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.

    Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.

    Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim.
    -=(RaideR)=-

     
    Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | ReviewSilo - Reviews for e-Shopping