Evimin önünde küçücük bir bahçem var.Orada bir şeyler yetiştirmeye çalışıyor ve öğrendiklerimi, denemelerimi burada paylaşıyorum. Sizlerin de katkılarınızı beklerim.
Topraksız Tarım ile Buğday Çimi Yetiştirme İnternette bir çok blogda yer alan, Facebook'ta bolca paylaşılan gündemdeki en yeni kanser...
Küçük Bahçemin Sonu mu Acaba?
Önünde KüçükBahçem'in bulunduğu evime tadilat gerekti. Bu işlemler yapılırken KüçükBahçem de kendine düşen nasibini aldı. Ustalar yıktı, ben her akşam yeniden kurdum. Ben temizledim onlar yeniden batırdı bahçemi...
Küçük bahçemde minik bir gezintiye var mısınız?
Her akşam işten gidince bunları sulamak, dibindeki yabancı otları sökmek büyük keyif. Hele hele dalından koparıp da taze taze yeme tadının tarifi yok. Bu işten keyif alınmasa zaten ne gereği var ki uğraşmanın...
Ekmek arası domalan mantarı
Dünyada 70 civarında türü bulunan trüf/türüf mantarları arasında kilosu yüz binlerce dolara müşteri bulan türleri de var. Burada anlattığımız mantarın kilosu senesine göre yani bulunma miktarına göre 15 TL - 50 TL arasında değişiyor. Bu sene bahar yağmurları bol yağdığı için çok bulunduğundan pazarlarda kilosunu 10 TLye kadar satın alabiliyorsunuz.
Kısacık Bir Küçücük Sera Hikayesi...
Size kısacık bir Küçücük Sera Hikayesi anlatayım mı?
Köyümün Pembe Güzelleri
Bizim oralarda Sakarı domatesi deriz. Sanırım bizim http://www.pembedomates.org/ ağındaki domateslerden.
Peki Sakarı ne demek? Bizim oralarda, Sakarya Nehri'nin kenarındaki köylerde yaşayanlar Sakarya Nehrine köylü ağzıyla Sakarı der, kendilerine de Sakarılıyız der.
Bir sitede (www.indirdik.com) kendisi yetiştirmek isteyenler için hazır istiridye mantarı üretim seti satılıyordu. Ben kaçırır mıyım bu fırsatı, hemen verdim siparişi. Ertesi gün kapımdaydı 1 paket mantar kültürü.
Paketi açınca güzel de bir sürprizle karşılaştım, gelirken bile torbanın kenarından mantar fırlamış.
Mantar yetiştirmek için hazırlanan kompost, pastörize edilmiş ve zenginleştirilmiş saman ve mantar organizmaları entegre edilmiş misellerden oluşuyor. Sitede tarif edildiğine göre;
Bir çok mantar çeşidinde olduğu gibi istiridye mantarının da gelişmesi için bol ışığa ve yüksek oranda neme (%75 - %90) ihtiyacı var.
Ortam sıcaklığı ortalama 20 derece olmalı.
Mantarın bulunduğu ortam sık sık havalandırılmalı.
Ben gelen paketi KüçükBahçe'de bir yere astım. Havalandırma, aydınlatma ve ısıtma problemim yok. Fakat kompostun ve poşetten çıkan mantarın nemli kalması gerekiyor. Poşedi her gün suladım ama bunun pek işe yaradığı söylenemez. Dolayısıyla verim düşük oldu, çıkan mantarlar da hemen kurudu...
An itibari ile poşet hala yerinde duruyor, bazen poşetin deldiğim yerlerinden bir mantar kafasını uzatıyor ama nemli bir ortam sağlayamadığımdan fazla büyüyemeden kuruyup gidiyor. Bir öğün çıkartacak kadar mantar elde edemedim. Hatta verdiğim parayla pazardan çok daha fazla mantar alabilirdim. Fakat konu parası değil zaten, kendim yetiştirmeyi denemiştim. Eh işte, "KüçükBahçem'de mantar da" besledim (yetiştirdim yerine besledim yazmak sanki daha uygun gibi) diyebilecek kadar bir şeyler yetiştirebildik hasbelkader...
Merhaba değerli okurlar, pek kıymetli dostlar. Uzun zamandır KüçükBahçem'le ve pek tabi www.KucukBahcem.net adresli blogumla ilgilenememiştim. Nedeni biraz tembellik biraz da akvaryum işlerine dalmış olmamdır. "Akvaryum"mu dedim? Aaa evet ben 1 seneyi aşkın bir süredir bu akvaryum balıkçılığı hobisine merak sardım. Bundan ne burada www.KucukBahcem.net'de ne de www.BabaMonk.com'da bahsetmemiştim değil mi? Belli mi olur belki yakında www.KucukDenizim.net gibi bir adresde de akvaryum işlerinden bahsederim. Bu da pek bir keyifli hobi, daha dün sabah balıklardan biri yavru döktü, ortalık onlarca yavru balık kaynıyor. Neyse ki anası bir yandan doğuruyor diğer yandan da kendi yavrularını yiyor da doğanın dengesi bozulmuyor! Ne acaip yahu; daha nereye, nasıl bir dünyaya geldiğini anlayamadan gözünü açtıktan 3-4 saniye sonra tekrar çıktığı vücuda dönmek ama bu sefer başka bir delikten...
Neyse biz dönelim bahçemize. Bu sene iklim bir garip olduğu ve bir türlü yaza giremediğimiz için, soğuklarda telef olmasın diye fideleri bahçeye dikmemiştim. Fideler bu sene de köyüm Mayıslar / Sarıcakaya'dan. Allah razı olsun akrabalarımızdan, bize de ayırmışlar bir kaç tane fide. Bu sene pek ilgilenemediğim için, kendim de tohumdan fide yetiştirmediğim için ne çıkarsa bahtımıza artık. Biberler de domatesler de ortaya karışık. Tam bir karışık salata olacak yani bu seneki mahsülümüz.
Hepi topu 9 metrekare olan bana göre devasa KüçükBahçem'i bir gayretle çapaladım. Sonra annemin de yardımıyla damlama tesisatını döşedim. Sabahtan ben bahçeyi çapalarken hava günlük güneşlikti fakat bir anda karardı. Çok yakında yağmurun yağacağı belli oldu. Bir an önce fideleri dikmek iyi olacaktı, acele ettik biz de bu yüzden. Bu sefer sıralamayı geçtiğimiz senelerdeki gibi paralel değil de dikine dikine yaptık. (Paralel yapılarla aramda ilgi kurmasınlar diye :) ) Zaten çok bir şey değil 6-7 kök patlıcan, 10-12 kök domates ve bir o kadar da biber diktim annemle birlikte. Bir kaç tane de geçen seneden yere düşenlerden kendiliğinden çıkan domates fidesi var. Yere düşüp de toprağa karışan tohumlardan fideler fışkırmış fakat 8-10 tanesi bir arada olduğu için zayıf kalmışlar. Onları ayıkladım, içlerinde en güçlü duranı bıraktım.
Ayrıca bir kenarda az biraz maydanoz, nane ve çit boyunca da çileklerim bulunuyor.
Evinizde kullandığınız sabun sıvı mı katı mı? Günümüzde
en çok kullandığımız sabun çeşidi sıvı sabun oldu. Kullanımı pratik
gibi gelse de bazı dezavantajları ve hatta bazı zararları olduğunu da
unutmamak lazım. Bilhassa ne idüğü belirsiz güvenilmez markaların, çok
ucuza mal etmek için, içine ne kattığı bilinmeyen sıvı sabunların
kanserojen etkisi bile olduğu çok defalar gündeme geldi.
Bunun
yerine tamamen doğal, katkısız "eski usul" kalıp sabun kullansak daha
iyi olmaz mıydı? Kalıp sabunu taşımak sıvı sabuna göre daha kolay. En
azından kocaman bir plastik kap taşımak zorunda değilsiniz. Kağıda bile
sarıp yanınıza alabilirsiniz. Suyu bulduğunuz yerde de rahatlıkla
kullanabilirsiniz.
Kalıp
sabunun en önemli dezavantajı ise hijyen! Özellikle umumi yerlerinde
kullanılan kalıp sabunlar önemli bir bakteri yuvasıdır. Çünkü herkes
kullandıktan sonra 'sabunu yıkamadan' üzerindeki kirle birlikte olduğu
gibi sabunluğa bırakıverir. Zaten bu nedenledir ki, kıraathaneler,
lokantalar, oyun salonları gibi yerlerde sıvı sabun hatta köpük
sabun kullanımı zorunludur.
Bu model duvara sabitleniyor
Bu da değişik bir model. Biber değirmeni gibi, taşınabilir olması bir avantaj.
Peki fotoğraflarda göreceğiniz gibi kalıp
sabunu rendeleyerek kullanmak nasıl olur? Bence güzel olur. Hem kalıp
sabun toz haline getirildiği için daha etkili olur hem de başkalarının
eli deymeyeceği için sıvı sabun kadar hijyenik olur.
Hem
kendi sabunumuzu kendimiz de yapabiliriz kolaylıkla. İnternette pek çok site var
tarifini veren. Kaynaklarda bir kaç tane link bulabilirsiniz bu konuda.
Güncelleme: 21.12.13
Ö.Yıldız, 04.01.13 @ Eskişehir
Güncelleme: 26 Kasım 2013 Güncelleme: 14 Aralık 2012 İlk yayın tarihi: 18 Mart 2012
Yaz dönemini kapattık. Önümüzdeki dönem için tohumlarımızı ayırdık. Ayırdığımız bu tohumları aşağıda tarif edildiği gibi şeritler halinde saklayabilir, zamanı geldiğinde de kolaylıkla toprağa ekebilirsiniz.
Çimlendirmeyi düşündüğümüz bitkinin tohumunun özelliklerine göre davranmak en doğrusu olacaktır. Eğer tohumları satın aldıysanız paketin üzerinde tarif edildiği şekilde ve zamanda hareket etmek daha uygun olacaktır.
Tohum bantları
Tohumları saklarken kolaylık sağlamak, ekerken de eşit aralıklarda ekebilmek için siz de evinizde kendiniz "Tohum Bandı" yapabilirsiniz. Buradaki yöntemi kendim denemedim, yabancı sitelerden öğrendim. Fotoğraflar da kaynak olarak kullanılan sitelerden alıntıdır. Faydalı olmasını umuyorum.
Tohumları şerit şeklinde toprağa ekmek tohum aralarının sabit kalmasını sağlar. Ekerken, sularken ya da karıncalar gibi küçük hamallar tarafından yerlerinin değişmesini engeller. Böylece daha düzenli bir bahçeniz olacaktır. Hem her tohumu tek tek ekmek yerine şeridi toprağa uzatmak yeterli olacağından ekim işlemlerinizi kolaylaşacaktır. Şeritleri tohumlar yukarıda kalacak şekilde toprağa serip üzerini de 1-2 cm kalınlığında toprakla örttükten sonra zamanla organik yapıştırıcımız ve kağıdımız toprakta eriyip gidecektir. Tohumlar ise canlanıp koca koca bitkilere dönüşecektir.
İhtiyacınız olacak malzemeler herkesin evinde rahatlıkla bulunabilecek malzemeler. Organik olmasına dikkat ediyoruz hiç şüphesiz.
Renkli boya içermeyen hata mümkünse tamamen boyasız, yazısız ince gazete kağıdı. (Teksir kağıdından imal edilen kalitesiz tuvalet kağıdı bu iş için ideal. Öyle bir şey mi olur mu demeyin bir dönem Haydarpaşa Garı'nın tuvaletlerinde vardı, belki hala vardır.)
Yapıştırıcı için su ve un ve karıştırmak için küçük bir kap
Sürmek için küçük bir sulu boya fırçası
Cetvel
ve tabi ki tohumlar
Gazete sayfasını ince şeritler halinde kesiyoruz. 1 cm kalınlık rahatlıkla yetecektir.
Şeritlerin üzerine, ekmeyi planladığınız bitkiye göre, tohum pakedinin üzerinde yazdığı ya da Google Abi'den (başka bir deyişle Hz. Google) rahatlıkla öğreneceğiniz şekilde eşit aralıklarla işaretler koyuyoruz.
Küçük bir miktar un ve suyu uygun bir kap içinde karıştırıyoruz. Ahşap tutkalı kıvamına gelince şerit üzerinde işaretlenen yerlere tohumları tutturuyoruz. Sonra da şeritleri kurumaya bırakıyoruz. Hepsi bu kadar.
Sezon sonunda ayırdığınız tohumları bir sonraki sezon için saklarken bu yöntemi kullanabilirsiniz. Kuru ve havasız kalacak şekilde saklayacağınız kabın ya da poşetin içine nemi emmesi için bir miktar tuz ya da prinç katabilirsiniz. Gazete kağıdı yerine doğada kolaylıkla eriyebilen tuvalet kağıdı da kullanabilirsiniz. Bu durumda yapıştırıcınızın çok sıvı olmamasında dikkat ediniz. İsterseniz şerit üzerinde her noktaya birden fazla tohum koyarak kısır tohum riskine karşı önlem alabilirsiniz. Fakat her iki tohumun da çimlenmesi durumunda sonradan birisini ayırmayı unutmayınız.
Ev yapımı tohum şeritlerini özel günlerde güzel bir hediye olarak da düşünebilirsiniz.
Sakarya'da kuyumcu Fadıl Uzak, Akyazı İlçesi'nde bulunan çiftliğindeki tarlada ABD'den getirdiği tohumla en büyüğü 350 kilo olan dev bal kabakları yetiştirdi. Kabakların güneşten etkilenmemesi için üzerini siyah branda ile kapatan Fazıl Uzak, bunları sadece merak ettiği için yetiştirdiğini söyledi. En büyüğü yaklaşık 350 kilo olan 14 kabakların tohumunun tanesini 100 dolardan getirttiğini belirten Uzak "Getirttiğim tohumları 2 ay önce buraya ektim. Her tohumdan bir kabak çıkması için diğer kabak çiçeklerini kestim. Büyüme süresinde toprağa sadece güvercin gübresi ile takviye yaptım. Tarlamda en küçüğü yaklaşık 150 kilo olan 14 kabak var. En büyüğü yaklaşık 350 kilo. Bu kiloya da 2 ayda ulaştı. Bu ay sonuna kadar da 400 kiloyu geçmesini bekliyorum" dedi. Tarlasındaki devasa kabakları vinç yardımıyla çıkartacağını ve dostlarında ikram edeceğini belirten Uzak, 500 kiloluk kabak yetiştirmeyi amaçladığını ekledi. Zafer TOKUŞ- Aziz GÜVENER-DHA
İsteyenler şuraya tıklayarak haberi de görebilir ve hatta videosunu da izleyebilirler.
Geçen gün İstanbul'dan Eskişehir'e dönerken, bilenleriniz vardır otobüsümüz Sakarya Tuna Tan Dinlenme Tesislerinde mola verdi. Otobüsten inenleri hemen kapıda hoş bir sürpriz bekliyor: Devasa 3 adet kabak. Tahminimce bu kabaklar yukarıdaki haberdeki kabaklar. Tarladan vakti gelince koparılmış ve buraya sergiye getirilmiş.
Kabaklarla birlikte fotoğraf çektirmek isteyenler için bir platform yapılmış. Biz de herkes gibi sıraya girdik ve kabakların arasına oturup bir hatıra fotoğrafı çektirdik. Gece yarısı olduğu için pek iyi çıkmamış fotoğraf ama yine de kabaklar ve ben ayırt edilebiliyorum sanırım, ortadaki ben.
Benim gibi pek çok kişi kabakların plastik mi yoksa gerçek mi olduğunu anlamak için tırnakları ile test ettiğinden yüzeyleri çizik çizik. Sonuçta test ettim onayladım, gerçekmiş! Birisinin üzerinde 250, diğerininkinde 350 ve en büyük olanında da 500 Kg yazıyor. Vay anasına! Bir tanesinde 500 kg toplamda ise 1 tondan fazla kabak!
Tuna Tan tesisleri zaten kabağın her türlü yemeği ve tatlısıyla bilinir; çorbası, reçeli, baklavası, lokumu, tatlısı, çeşit çeşit. Herhalde buraya uğradıkça bu kabakları yiyeceğiz uzunca bir süre, kolay kolay bitmez ki mübarek...
Yukarıdaki haberde tarlada 350 Kg olduğunu söylemiş çiftçi. Anlaşılan dalından koparılana kadar birazcık daha büyümüş. Kabakların tohumuna 100 USD ödemişse bu kabaklardan elde edilecek tohumlar kabağın kendisinden elde edilecek çorbadan, tatlıdan, reçelden daha fazla kazandırır. Ben de 1-2 tohum alsam mı ne? Ama bu durumda benim hepi topu 9 metrekare olan KüçükBahçem'e başka hiç bir şey sığmaz...
Sayfamdaki yazılar kaynak gösterilerek ve bu sayfanın adresi verilerek kullanılabilir.
Sayfamda bazı yazılarımda bahsetmiş olduğum yöntemler kendi öğrendiklerimi, denediklerimi paylaşmak amacıyla yazılmıştır. Yapılan denemelerin sonuçları da yine burada paylaşılmaktadır. Tarif edilenlerin yanlış/eksik uygulanması, yazı dizilerinin tamamının okunmaması, vb herhangi bir nedenden dolayı istenmeyen sonuçlar elde edilmesi, beklenen sonucun elde edilememesi ve/veya karşılaşılabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamayacağımı bilgilerinize sunarım.
Kaynak belirterek ya da belirtmeden kullandığım yazılarımdan dolayı herhangi bir rahatsızlık duyan, haksızlığa uğradığını düşünen beni haberdar ettiği zaman ilgili yazıyı yeniden gözden geçireceğimi, şikayetinde haklıysa yazıda gerekli düzeltmeyi ivedilikle yapacağımı taahhüt ederim. -=(RaideR)=-